Güzel anlara dair bir beklentimiz kalmamıştı, kötü olanlarıysa dilemek istemiyorduk. Bir şey bekliyorduk ama ne beklediğimizi bile bilmiyorduk. Bir geleceğimiz yoktu. Yaşamaya dair bildiğimiz her şey geçmişte hapsolmuştu.
Evlatlarının hayatını mahveden, geleceğini çalan ebeveynler sadece kendi yaşamlarını bir illüzyon üzerine kurmakla kalmayıp bu yaşam tarzını çocuklarına da zorla kabullendirmeye çalışırlar. Bu tür ebeveynleri anlayabilmek için saplantılı bir bakış açısına sahip olmanız gerekir. "Seni yetiştirdiğim için şükret" sözlerinin öncesinde "Öldürmek ya da ölüme terk etmek yerine" cümlesi saklıdır ve muhtemelen bu konuda ciddidirler. Çünkü İkinci Dünya Savaşı'nı görmüş geçirmiş nesil gibi, Kore Savaşı'na maruz kalan benden önceki iki kuşağın da en fazla önem verdiği şey insani bir hayat yaşamak değil, hayvani bir içgüdüyle hayatta kalabilmekti.