- Ev nedir sence?
- Ev, bakış açısına göre değişiyor.
Kısaca bana göre ev; kendime geldiğim, rahatça uyuduğum, beni ben eden yer.
- Peki, şöyle sorayım o zaman; dünya evimiz değil, buraya ait değiliz ve her insanın içinde bir ait olmama hissi vardır mutlaka. Dünyaya ait değilken, nasıl dünyada bir eve ait oluyoruz? Ev bir yapı değil, içindekiler midir?
- Ev insanın psikolojisinde sığınaktır. Eğer aidiyet hissi eve bağlıysa, o insan dünyaya da bağlanmış oluyor. Dediğin durum zihninden çıkmasada, kalbinden çıkmış oluyor. Akıl dünyaya aittir, durumu kabul etse de his olarak farklı yönde hisseder.
- Dünyaya bağlanan için ev bir yapı. Evini arayan için ise, ev kalbiyle bulduğu yer. Doğru mu? Peki, insan insanın evi olabilir mi?
- Dünyaya bağlananın aklı ve kalbi bir yapıda hapsolur.
Dünya'dan kurtulanın aklı yolcudur, kalbi ise vesait.
İnsan insanın ihtiyacına göre konağıdır, yoludur, durağıdır, aynasıdır, evi barkıdır.
- Dünyayı evi gibi görmeyen için evin en iyi tanımı "sığınak" o vakit. Sığınabildiği yer evi, buna insan da dahil.
- Peygamberimiz insan olma yolunun fenomenidir. O Dünya'dan kopmaya başladığında, dünyadaki evinden kopmuş ve bir mağarayı ve yalnızlığını kendisine ev edinmişti. Gerçeğini bulduğunda artık evi ne dünya da ne de dünya dışındaydı. Evi ona şah damarından daha yakındı.
- O vakit; dediğim gibi, ev insanın kalbiyle bulduğu yer. Ya da kalbinde bulduğu yer.
- Akıl ve kalp birlikte seyahat ederler. Doğru adrese ulaşarak açılan kapıdan içeri girdiklerinde kendi bedenlerinin kalbi olduğunu farkederler. Fakat ev sahibi onlar değildir artık.
"Ben, kainata, yere göğe sığmadım, fakat mümin kulumun kalbine sığdım"
Burada ham insanın akıl ve kalbiyle ( yarı şuurlu fakat sorgulayıcı ) yaptığı yolculuğundan sonra yaptığı keşif; kendi kalbidir, kapasitesidir,