Bütün bu eleştirilerimin ve yazdıklarımın tamamen dışında kalan, hayatımda hakkını teslim etmek ve övmek istediğim bir erkek var: Babam. Kendisi ev işlerinden alet edevat işlerine, bitki bakımından bir insanın davranışlarını ve duygularını anlamaya kadar her şeyden anlar. Elbette onun da zorlandığı ya da hata yaptığı konular olabilir ama kendisi hayatta örnek aldığım en önemli insanlardan biri.
Eğer o öyle bir baba olmasaydı, ben de bugün böyle bir kız olmazdım; hem elinden her iş gelen hem açık fikirli hem de kendini bu kadar net ifade edebilen bir insan haline gelemezdim. Erkeklerin tamamen umutsuz vaka olmadığını, doğru ve sağduyulu bir modelin nasıl olması gerektiğini bana gösterdiği için ona borçluyum.
Yazdığım yazıların üstündeki sayılar tarihlerdir.. Ben bu yazıları önceden yazmıştım çektiğim ya da yaşadığım anılara göre yazdım ve istediğim zamanda paylaşıyorum. Yazılarım acemi olabilir, saçma olabilir ya da size uymayabilir; ama ben yaşadım, hissettim ve yazıyorum...
İnsan bir şuuru kazandı mı çabucak kaybetmemeli. O şuuru kazanmak için nelerden fedakârlık ettiğini düşünmeli, ne kadar çaba sarf ettiğini hatırında tutup öyle hareket etmeli. Bizim şuurumuz gaflet çarkında dönmemeli.
kısa ama çok uzundu.
Ben çok beğendim iki bölüm halinde olması çok akıcı olmuş.
normalde gece yatmadan önce kitap okumayı çok severim ancak bu kitabı gece okurken fazlasıyla gözümün önünde canlanmasından olsa gerek korkup rahatsız oldum, okuyamadım. kısa olduğu için çok hızlı okurum zannediyordum lakşn okudukça üstüme yük bindi baya bi güne böldüm kitabı, güzeldi.
Zihnimde cakralarin döndüğünü hissediyorum. Gözyaşlarıyla dönüyor bu değirmen.
Aklını kaybetmemek için de sayıyor yılları
Diğerine geçmeden tek kelime "gecti"
Ben miydim o yolları geride bırakan
O zaman şimdi neredeyim zamanın
Yüreğim benimle mi hala
Klasik boğazda dugumler
Gecenin değil sabahın bir besinde
Hatıralarda susulmuş sözler...