Büyük beklentilerle başlayıp hayal kırıklığıyla biten kitaplar serisinde bugün: Taş Kâğıt MakasNe Yaptığını Biliyorum ’u hem okumuş hem de dizisini keyifle izlemiş biri olarak bu kitaptan beklentim çok başkaydı. Ama ne yazık ki o ritmi, o derinliği yakalayamadım.
Alice Feeney ’nin tarzını az çok biliyoruz; derin edebi cümleler yerine, hızla ekrana uyarlanabilecek, ters köşelerle yürüyen hikayeler yazıyor. Bu kitap da tam olarak o "dizisi çekilecek kitaplar" formülünden çıkmış gibiydi.
Kötü diyemem, akıcılığına da lafım yok ama hikaye bana bir türlü geçmedi, karakterlerle bağ kuramadım. Sanırım bu sefer formül benim üzerimde çalışmadı. Benim için yazarın diğer kitabının gerisinde kalan, hızlıca tüketilip unutulacak bir kurgu oldu…
İnsan bir şuuru kazandı mı çabucak kaybetmemeli. O şuuru kazanmak için nelerden fedakârlık ettiğini düşünmeli, ne kadar çaba sarf ettiğini hatırında tutup öyle hareket etmeli. Bizim şuurumuz gaflet çarkında dönmemeli.
kısa ama çok uzundu.
Ben çok beğendim iki bölüm halinde olması çok akıcı olmuş.
normalde gece yatmadan önce kitap okumayı çok severim ancak bu kitabı gece okurken fazlasıyla gözümün önünde canlanmasından olsa gerek korkup rahatsız oldum, okuyamadım. kısa olduğu için çok hızlı okurum zannediyordum lakşn okudukça üstüme yük bindi baya bi güne böldüm kitabı, güzeldi.
Zihnimde cakralarin döndüğünü hissediyorum. Gözyaşlarıyla dönüyor bu değirmen.
Aklını kaybetmemek için de sayıyor yılları
Diğerine geçmeden tek kelime "gecti"
Ben miydim o yolları geride bırakan
O zaman şimdi neredeyim zamanın
Yüreğim benimle mi hala
Klasik boğazda dugumler
Gecenin değil sabahın bir besinde
Hatıralarda susulmuş sözler...