Yazdığım yazıların üstündeki sayılar tarihlerdir.. Ben bu yazıları önceden yazmıştım çektiğim ya da yaşadığım anılara göre yazdım ve istediğim zamanda paylaşıyorum. Yazılarım acemi olabilir, saçma olabilir ya da size uymayabilir; ama ben yaşadım, hissettim ve yazıyorum...
İnsan bir şuuru kazandı mı çabucak kaybetmemeli. O şuuru kazanmak için nelerden fedakârlık ettiğini düşünmeli, ne kadar çaba sarf ettiğini hatırında tutup öyle hareket etmeli. Bizim şuurumuz gaflet çarkında dönmemeli.
kısa ama çok uzundu.
Ben çok beğendim iki bölüm halinde olması çok akıcı olmuş.
normalde gece yatmadan önce kitap okumayı çok severim ancak bu kitabı gece okurken fazlasıyla gözümün önünde canlanmasından olsa gerek korkup rahatsız oldum, okuyamadım. kısa olduğu için çok hızlı okurum zannediyordum lakşn okudukça üstüme yük bindi baya bi güne böldüm kitabı, güzeldi.
Zihnimde cakralarin döndüğünü hissediyorum. Gözyaşlarıyla dönüyor bu değirmen.
Aklını kaybetmemek için de sayıyor yılları
Diğerine geçmeden tek kelime "gecti"
Ben miydim o yolları geride bırakan
O zaman şimdi neredeyim zamanın
Yüreğim benimle mi hala
Klasik boğazda dugumler
Gecenin değil sabahın bir besinde
Hatıralarda susulmuş sözler...
Herkesin göklere çıkardığı bir kitabı bitirdiğinizde, "Acaba sorun bende mi?" diye sorduğunuz oluyor mu?
Elif Şafak'ın o büyülü, şiirsel dilini ve Gökyüzünde Nehirler Var'ın masalsı atmosferini inkâr edemem. Kapağı kadar zarif, vaatleri kadar büyük bir kitaptı. Ancak ne yazık ki tüm bu güzelliğin içinde ben kendime bir yer bulamadım. Hikayenin nehirleri aktı, ama ben kıyıda kaldım; karakterlere dokunmak istedim, ama sanki aramızda bir sis perdesi vardı.
Bazen en iyi anlatılan hikayeler bile doğru kalbe, doğru zamanda denk gelmiyor sanırım. Popüler olanı sevmek zorunda değiliz ya! Edebiyat zevki de parmak izi gibi, herkese özel. İşte bu kitap da benim için hayranlık duyduğum ama bağ kuramadığım bir sanat eseri gibiydi. Belki yıldızımız yazar ile başka bir zamanda barışır…
Gökyüzünde Nehirler VarElif Şafak