Esra Doğan

Gelgelelim Schopenhauer yaşlandıkça sosyal hayattan elini eteğini çekmiş olsa da hiçbir zaman çileci bir hayat sürmedi. Yaşamının büyük bölümünde çevresinde insanların olmasından zevk aldı, aşk ilişkileri yaşadı ve güzel yemekler yedi, öyle ki insanın içinden ona ikiyüzlü demek geçer. Gerçekten de yazılarındaki kötümserlik damarı o kadar derindir ki, bazı okuyucular, eğer gerçekten samimi olmuş olsaydı, intihar etmesi gerekirdi diye düşünmüşlerdir.
Reklam
Kant ahlaka duyguların karıştırılmaması gerektiğini düşünürdü. Duygulara sahip olmamız ya da olmamamız büyük ölçüde şansa bağlıdır. Bazı insanlar merhamet ve empati duyar, bazıları duymaz. Bazıları zalimdir ve şefkat göstermekte zorlanır; bazıları paralarını ve varlıklarını bağışlayarak başkalarına yardımcı olmaktan zevk alır. Ama iyi olmak, aklını kullanan her insanın kendi seçimleri aracılığıyla ulaşması gereken bir şey olmalıdır.
Yaşanan bunca acı çok anlamsızdı. İyi bir Tanrı böyle bir şeyin olmasına neden izin verirdi?
Berkeley daha tutarlı olduğu iddiasındaydı. Locke'tan farklı olarak dünyayı doğrudan algılıyor olduğumuzu düşünüyordu. Bunun nedeni, dünyanın sadece düşüncelerden oluşmasıydı. Tek yaşanan deneyimdi. Her şey deneyimden ibaretti.
Locke'a göre aynı "insan" olmak, aynı kişi olmaktan oldukça farklıdır.
Reklam