Yahudiler bu şehre Yeruşelayim, hristiyanlar Jarusselam, müslümanlar ise Darus-selam derler. Yani her üç dinde de şehrin adı "Dostluk şehri" anlamına gelir.
Bir küçüğüm vardi benim. Henüz 9 yaşında. Adı vail. Adından anlaşılacağı üzere suriyeli. Geçen sene olduğum mahallede bisiklet kazası yapmıştı. Eli yüzü kanlar içinde kalmıştı. İlk Yardım yaparken elini yüzünü silip yıkarken abla acıyor acıyor diye ellerime yapışmıştı. O gün onu sakinleştirmek biraz zamanımı almıştı. Ama onun da baya gönlünü almıştım. Ondan sonra her gün okula giderken beni her görmesinde abla nasılsın diyerek gider gelirdi.
Ben iki gün önce küçüğümün kendini asarak intihar ettiğini öğrendim. Hemde bir kemerle bir mezarlık kapısına. Mezarlığın arka kısmı için ön tarafında canına kıymıştı. Sebebi de ne kadar inkar ederlerse etsinler. (bazı) öğretmen ve öğrencilerin sırf suriyeli olduğu için onu dışlamaları küfretmeleri. İntihar ettiği gün bile onu dövüp tehdit etmişler bugun senin son günün diye.bir anne çocuğunu savastan kaçırdı ama psikolojik savastan kaçıramadı.
Ben bir birey olarak evet şuna katılıyorum. Suriyeli genç ve yetişkin erkekler gitsinler ülkelerini savunsunlar. Doğruyu soylemek gerekirse buna bende karşıyım. Ama savunmasız olan kadın ve çocuklara karşı bu kadar acımasızca bir tutum ne kadar doğru.
Sosyal medya da okuduklarım ise tamamen nerede bu insanlık dedirttiyordu. Hak ettiğini söyleyenler, kimbilir ne yaptı diye söyleyenler, darısı diğerlerinin başına diyenler ve daha niceleri.... Irkçı yaklaşımınızın bedelini el kadar çocuklar ödememeli. Aileler çocukları yanında konuştuklarına dikkat etmesi gerekiyor. Her milletin iyisi kötüsü muhakkak var. Biz çok mu iyi bir milletiz hiç mi içimizden kötü çıkmıyor. Ama illa intikam alınacaksa dışlanılacaksa bunun adresi el kadar çocuklar değil.
Velhasıl inşallah insanların renklerine, dillerine, ırklarına, dinlerine göre ayrımcılık yaşamadıkları zamanı da görürüz.
_ Daha Kuran Ne Desin!
Cengiz Numanoğlu
Ey insan! Yaşıyorken, hem de Kur'ân çağında;
Çırpınıp duruyorsun, cehâlet batağında.
Kalbin katı... Gözün kör... Başın kibir dağında
Kur'ân sana gel diyor, bak bendedir adresin,
Ey eşref-i mahlûkat! .. Daha Kur'ân ne desin! ..
Özgürce seçmen için, iki yoldan birini;
Apaçık bildiriyor, bütün ayetlerini.
Ya Peygamber, ya şeytan... Seç diyor rehberini;
Öyle seç ki; sırattan rüzgar gibi geçesin,
İlle şeytan diyorsan.. Daha Kur'ân ne desin! ..
Ya Cennet bahçesidir, ya ateştir o mezar,
Mekân var mı dünyada, öyle derin, öyle dar?
Hiçbir şey yakın değil, insana ölüm kadar.
Diyor ki; hesabı var, aldığın her nefesin;
Mezarlar konuşurken... Daha Kur'ân ne desin! ..
Malın, mülkün, şöhretin, dünyada herşeyin var;
Ya dünyadan Rabb'ine, götürecek neyin var?
Bana yeter diyorsan, şu üç günlük itibar;
Bir dördüncü gün var ki; çok çetindir bilesin,
Bunlar masal diyorsan.. Daha Kur'ân ne desin! ..