Hayatımızdaki her yeni başlangıç, şeytanın tuzakları için aralanmış yeni bir kapı olsa gerek. Yeni bir iş, evlilik, yeni bir okul, yeni bir şehir belki de...
Çok heyecanla ve hevesle adım attığımız birçok şeyde korku, stres, üzüntüyle birlikte hayalkırıklığı yaşamışızdır hepimiz az ya da çok.
Bu yeni şeyler üzerine daha başlamadan o kadar konuşmaya başlamışızdır ki, mutluluk ve heyecanımızı paylaştığımız o konuşmalar başka insanların yorumlarıyla harmanlanıp içimizdeki tüm o sevinç halini yok etmiştir bile.
Bugün farklı olacak diye motivasyonla başlarız her yeni güne ama şeytanın tuzağına düştük bir kere.
O yeni başlangıç bir imtihana dönüştü kimimiz için. Hatta hem kendimizle hem çevremizle verdiğimiz bir savaşa döndü adeta.
Tanımak, gözlemlemek dediğimiz şey yorumlamaya, yorumlamak dediğimiz şey gıybete ve gıybet ise büyük günahlara yol açtı. Tatlı bir sohbetle başlayan kahkahaların yerini sessizlik ve her şeyi içinde çözmeye çalışma hali aldı. Tabi kimse anlamadı neler olduğunu dediğim gibi çünkü her şey sessizce devam etti...
Evet şu anda şeytanın da bizi tam olarak beklediği o noktaya geldik. Depresyon ve ne olacaksa olsun düşüncesi. İşte en zayıf halimiz, her olumsuz düşünceye açık haldeyiz, belki de kendimize zarar verecek kadar kötü bir yerde...
Bu bir son olmasa da bir döngü. Her şey hakkında her zaman konuşulmaz diyoruz ya hani, olacağı varsa da olmaz deriz hatta. İşte böyle, konuştuğumuz konuların sınırı bu kadar önemli. Herkesin kendi hayatı ve olaylara bakış açısı farklı bu yüzden kendimiz adına yapabileceğimiz en iyi şey dua etmek ve o konuşmaları çok uzatmayıp dua istemek.
Unutmamak gerekir, şeytan her an tetikte.
Allah yardımcımız olsun.