blueledir

blueledir
@blueledir
İyi ve Kötünün Savaşı: Dr. Jekyll ve Bay Hyde
10/10
·96 syf.··
2025 32. kitabı
Robert Louis Stevenson’ın Dr. Jekyll ve Bay Hyde’ın Tuhaf Hikayesi, insan doğasının derinliklerine inen, psikolojik korku ve gerilim türünün en önemli eserlerinden biridir. Bu roman, sadece bir bilim insanının yaptığı deneyin sonuçlarını değil, aynı zamanda insan ruhunun ikili doğasını ve bastırılmış arzuların ne denli yıkıcı olabileceğini gözler önüne serer. ....Spoiler.... . . . Dr. Jekyll, toplum tarafından saygı gören, ahlaklı ve beyefendi bir karakterdir. Fakat bu görünüşün arkasında, toplumun kabul etmeyeceği karanlık arzular gizlidir. Jekyll, hem itibarını koruyup hem de bastırdığı arzularını özgürce yaşamak için bilimsel bir yöntem geliştirir. Bir iksir yardımıyla Bay Hyde’a dönüşerek en vahşi, en özgür halini deneyimler. Ancak işler kontrolden çıkınca, içindeki Hyde’ın zamanla daha güçlü hale geldiğini fark eder. Başlangıçta bilinçli olarak geçiş yaparken, sonunda dönüşümler istemsiz hale gelir ve Jekyll kendi yaratımına yenik düşer. Stevenson, bu hikâye ile insanın yalnızca iyi ya da yalnızca kötü olamayacağını, ruhsal dengede kalmanın önemini vurgular. Jekyll’ın yaptığı en büyük hata, içindeki kötüyü tamamen bastırarak onu ayrı bir varlık haline getirmeye çalışmasıdır. Oysa insan doğası, hem iyi hem kötü yönleriyle bir bütündür. Bastırılan arzular, görmezden gelindiklerinde daha da güçlenir ve sonunda yıkıcı bir şekilde açığa çıkar. Romanda kadın karakterlerin yokluğu da dikkat çekicidir. Çünkü burada asıl mesele, cinselliği de içine alan temel saldırganlık dürtülerinin nasıl şekillendirildiğidir. Jekyll, içinde barındırdığı bu dürtüleri bastırarak topluma uygun bir kimlik inşa etmeye çalışır, ancak sonuç felaket olur. Freud’un da belirttiği gibi, inkâr edilen olumsuzluklar eninde sonunda daha büyük bir yıkımla geri döner. Sonuç olarak Dr. Jekyll ve
Doktor Jekyll ve Bay Hyde’in Tuhaf HikayesiRobert Louis Stevenson · Everest Yayınları · 202027,2bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Sırlarla dolu bir kitap mı?
5/10
·48 syf.··
2025 20. kitabı
Bazı hikâyeler vardır ki, okudukça sizi içine çeker ama sonunda cevap beklerken daha fazla soru ile baş başa bırakır. Ölünün Sırrı adlı kitap, benim için tam da öyle bir kitap oldu. Kitaba adını veren öyküden başlayarak, içinde yer alan pek çok hikâye, okuyucuyu bilinmezliğin, belirsizliğin ve hatta kimi zaman sinir bozucu bir eksikliğin içine sürüklüyor. ......SPOİLER İÇERİR...... . . . Kitabın adını taşıyan Ölünün Sırrı öyküsü, genç bir kız olan O-Sana’nın eğitim için bir ailenin yanına yerleşmesi, sonra evlenmesi ve ölümüyle başlıyor.Ancak asıl mesele, ölümünün ardından hayaletinin görülmesiyle ortaya çıkıyor. Hayaletin huzursuzluğunun nedeni, gençlik yıllarında kendisine yazılmış ama içeriği asla bilinmeyen bir aşk mektubu. Nihayet bir rahip, mektubu yok edeceğine söz verince O-Sana’nın hayaleti de bir daha görünmüyor. İşte tam da bu noktada, okuyucu büyük bir boşluğa düşüyor. O mektupta ne yazıyordu? O-Sana neden huzursuzdu?Gerçekten bu kadar basit miydi? Cevap yok. Hikâye burada sona eriyor. Belki de bu durum, bilinmezliğin büyüsüyle hikâyeyi daha etkileyici hale getiriyor. Ancak neden-sonuç ilişkisini seven okuyucular için büyük bir eksiklik hissi yaratıyor. Çünkü okur, her şeyi bir yere bağlamak isterken, yazar tam tersini yapıyor: Her şeyi muallakta bırakıyor. Aynı durum, Yoki-Onna adlı başka bir öyküde de kendini gösteriyor. Genç bir adam, bir kulübede bir hayaletle karşılaşıyor. Hayalet, onun canını bağışladığını ama arkadaşının hayatını aldığını söylüyor. Eğer bu olayı birine anlatırsa, bu kez onun da canını alacağını ekliyor. Aradan yıllar geçiyor, genç adam bir kızla evleniyor, on çocukları oluyor. Ama ne hikmetse, kadının hâlâ ilk günkü güzelliğini koruduğunu fark edip ona yıllar önce yaşadığı bu korkunç olayı anlatmaya kalkıyor. Kadın bir anda
Ölünün SırrıLafcadio Hearn · Can Yayınları · 2021414 okunma
10/10
·112 syf.··
2023 47. kitabı
Bıçakların gecesi , ilk cilde oranla çok daha akıcı ve hikaye bütünlüğü olan bir çizgi romandı. Çizimleri çok daha fazla beğendim ve hemen çizer mi değişmiş diye baktım. Budi Setiawan iyi iş çıkarmış. Bıçakların gecesi, hem suçluların hem kraliyet muhafızlarının hem de aradaki herkesin ve herşeyin girmeyi secebileceği bir sınamadır. Bir dizi göreve ve zorluğa deniliyor. -Spoiler- ||| oda bir çok yerde karşılaştığımız bir sınama türüydü. Kişinin kendi şeytanı ile yüzleşme anı, beklenmedik değildi. |||| oda beni şaşırttı, kafamda bir çok olasılık kurmuştum ama bunu beklemiyordum.
Çelik Prens - Bıçakların GecesiVictoria Schwab (V.E. Schwab) · Epsilon Yayınları · 049 okunma
Kitabını okumadan çizgi romanı okumayin
8/10
·98 syf.··
2023 45. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 23 Ekim 2023 00:31
Cizgi romanı okurken görseller beni tatmin etmedi. Hikayede bı eksiklik olduğu hissine ne yazık ki kapıldım ancak çizgi romanın sonuna geldigimde yazar röportajini görünce taşlar yerine oturdu. Ben kitapları ne yazık ki okumadım. Çizgi roman ilgimi çektiği için ondan başlamayi tercih ettim ancak Çelik prens , Kral Maxim'in geçmişinin hikayesini anlatiyor bu bakımdan kitaplarını okuyup kurguyu, sihri, karakterleri oturttuktan sonra çizgi romanı okumak daha mantıklı olacaktır. Son olarak çizgi romanın sonunda yer alan karakter analizi hoş olmuş , hızlı okunuyor ve akıcı göz yormuyor.
Edebiyat
Sihrin Tonları: Çelik PrensVictoria Schwab (V.E. Schwab) · Epsilon Yayınevi · 070 okunma
Puan vermedi·400 syf.··
2023 34. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 03 Haziran 2023 00:00
Bu tarz kitapları kimse okumamalı. Her tür de kitaba şans veren okuyan kendi içinde muhasebesini yapan eleştiren biriyim. 'Bu tür de okunur mu ya?' dediğim tek kitap türü bu kitap türü oldu. Aşırı rahatsız oldum. Kesinlikle kitap +18 falan değil +21 ,+25 kesinlikle tramva oluşturabilecek unsurlara sahip. Kadının rızasını hiçe sayan, tecavüzü dark romance kategorisinde meşrulaştırna, bu kitabı seviyorum diyen kimse ile arkadaş dahi olamam. Bu kitap ve benzeri tecavüzü, tacizi ve istismarı meşru gösteren kitapları seven insanların hastalıklı beyni olduğu dusunulebilir. Dünya da bunca mücadele edilen insan hakları, kadın hakları, kişilik hakları hepsini hiçe sayıyor. Gelişmekte olan bir bireyin okuduğunu düşünmek bile istemiyorum. Kitap midemi bulandırdı. Evet ilk defa bir kitap bana bunları hissettirdi. Erkek karakterin bunca kötü davranışı sergilerken bir taraftan da aslında çocuk istismarı, kadın taciri , tecavüz vb. durumlar ile mucadele eden biri olup bunun için teşkilat kuran birinin tam zıttı bir davranış sergilemesi aslında yazarın, karakterin yaptığı kotülüğü yumuşatma şekli olarak algıladım. Kadın karakterin, gördüğü şiddet ile daha kendi yaralarini tedavi edemezken karşısındaki erkeğin yaralarını iyileştirme çabası, affedici olması ve yine taciz ve tecavüze maruz kalırken bundan etkileniyor gibi yansıtılması asla kabul edilir değil. Kendine saygısı olan bu kitabı okumasın. Aşk böyle bişey değil, Mutsuz eden, öfkeli hissettiren , acı ve zarar veren, olmazı oldurmaya çalışmak ego tatmininden başka bişey değildi kitapta. Unutmamak gerekir ki; Tek görevi erkeğin suyuna gitmek olan bir kadın, sonsuza kadar mutsuz olacaktır.
Edebiyat
Adeline’ın PeşindeH.D. Carlton · Lapis Yayınları · 20221,461 okunma