betül meryem

Çünkü ancak bireycilik zannından kurtulduğumuzda saldırgan bir şiddetsizliğin mümkün olduğunu kavrayabiliriz: çatışmanın ortasın da zuhur eden, şiddetin kendi kuvvet sahasında kök salan bir saldırgan şiddetsizliğin. Yani eşitlik bireylerin birbiriyle eşitliğinden ibaret değildir, ancak bireyciliği hedef alan bir eleştiri geliştirildiğinde ilk defa düşünülebilir hale gelen bir kavramdır.
Sayfa 46·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
şiddetsizlik tam da, yıkımın en olası olduğu ya da en kaçınılmaz göründüğü anda anlamlı bir kavram olarak ortaya çıkar.
Sayfa 45·Kitabı okudu
eşitlik taahhüdü olmaksızın şiddetsizliğin bir anlam taşımadığını öne sürmek istiyorum. Şiddetsizliğin neden eşitlik taahhüdü gerektirdiğini en iyi açıklayan şey, bu dünyada kimi yaşamların bariz bir biçimde diğerlerinden daha değerli addedilmesi, bu eşitsizliğin de kimi yaşamların diğerlerinden daha sıkı savunulacağına işaret etmesidir. İnsanların -hatta yaşayan diğer varlıkların- yaşamlarına yönelik şiddete karşı çıktığımızda, bu yaşamların değerli olduğu varsayımıyla hareket etmiş oluruz. Karşı çıkışımız bu yaşamları değerli olarak olumlar. Şiddet sonucu kaybedilirlerse, kaybın kayıp olarak kayda geçebilmesi için o yaşamların yaşanırken değere sahip olduklarının olumlanmış olması gerekir, bu da o yaşamları yasa değer gördüğümüz anlamına gelir.
Sayfa 36·Kitabı okudu
Yani şiddetsizlik sadece şiddetli bir edimi ya da süreci durduran bir pratik değil, aynı zamanda süregiden eylem gerektiren, bazen saldırganca peşine düşülmesi gereken bir pratiktir.
Sayfa 35·Kitabı okudu
kasıtlı olarak bedeni polisin gücüne teşhir etmek, şiddetin sahasına girmek, dikbaşlı ve bedene bürünmüş bir siyasal failliği icra etmektir.
Sayfa 31·Kitabı okudu