betül meryem

Onun gibi sadistler, kötülük sanatçılarıdırlar, oysa mutlak anlamda kötü olan biri, kötülük sanatçısı olamaz, çünkü kötülük onun dışındaki bir şey değildir, tamamen doğal görünür, hatta ondan ayırt edilemez; ayrıca böyle ona bir insan, fazilete, ölülerin anısına, evlat sevgisine bir saygı beslemediği için, bunları çiğnemekten de sapkın bir zevk alamaz.
Sayfa 154·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Arzularım artık bana mizacımın tamamen öznel, iktidarsız ve boş ürünleri gibi görünüyordu. O andan itibaren bütün cazibesini ve anlamını kaybeden gerçeklikle, tabiatla arzularım arasında hiçbir bağlantı kalmıyordu; tıpkı bir yolcunun trende vakit öldürmek için okuduğu romanın kurgusuyla içinde bulunduğu vagonun ilişkisi gibi, gerçekliğin hayatımla ilişkisi de, ona tesadüfi bir çerçeve oluşturmaktan ileri gitmiyordu.
Sayfa 149·Kitabı okudu
Méséglise'i, Balbec'i arzuladığım gibi, Méséglise’li veya Roussainville'li bir köylü kızını, Balbec'li bir balıkçı kızı arzuluyordum. Koşulları keyfimce değiştirsem, bu kızların bana verebileceği hazzı o kadar gerçek bulmaz, ona inanamazdım. Paris'te Balbecli bir balıkçı kızla veya Méséglise'li bir köylü kızıyla tanışmak, birinin bana kumsalda görmediğim denizkabukları, ormanda bulmadığım bir eğreltiotu vermesine benzer, kadının bana vereceği hazdan hayal gücümün ona yüklediği bütün hazları düşmek anlamına gelirdi. Ama Roussainville Ormanı'nda bu şekilde, yanında sarılacak bir köylü kızı olmadan gezinmek de, bu ormanın gizli hazinesini, derindeki güzelliğini görememek demekti. Şaşmaz bir biçimde yaprakların arasına gömülmüş halde hayal ettiğim bu kızın kendisi de, benim gözümde o yörenin bir bitkisiydi, yalnız diğer bitkilerden daha üstün bir türdendi ve yapısı yörenin gizli lezzetini diğer türlere oranla daha yakından tatmaya izin veriyordu. Buna (ve kızın bu lezzeti tatmamı sağlayacak olan okşamalarının da farklı olacağına, bu okşamaların hazzını o kızdan başkasıyla yaşayamayacağıma) inanmam kolaydı, çünkü çeşitli kadınlarla yaşanan hazzın bu kadınlardan soyutlandığı, genel bir kavrama indirgendiği ve dolayısıyla kadınların hiç değişmeyen bir hazzın birbiriyle ikame edilebilir vasıtaları olarak algılandığı yaşa gelmemiştim henüz, daha uzun süre boyunca da gelmeyecektim. O yaşta, haz, bir kadına yaklaşırken güdülen amaç, önceden hissedilen heyecanın sebebi olarak zihinde tek başına, ayrı, dile getirilmiş bir halde mevcut değildir bile. Onu tadacağımız bir haz olarak düşünmeyiz pek, daha ziyade kızın cazibesi olarak adlandırırız, çünkü kendimizi değil, sadece kendi benligimizin dışına çıkmayı düşünürüz. Bilinmeden beklenen, kendiliğinden var olan bu gizli haz
Sayfa 148·Kitabı okudu
Bir kadının ortaya çıkıvermesi arzusu benim nazarımda tabiatın cazibesine bir başka coşku katıyordu, ama buna karşılık, tabiatın cazibesi de kadının fazlasıyla sınırlı bulacağım cazibesini genişletiyordu. Ağaçların güzelliği bu kadının da güzelliğiymiş, bu ufkun, Roussainville köyünün, o yıl okuduğum kitapların ruhunu ellerime o kadının öpücüğü teslim edecekmiş gibi geliyordu bana ve hayal gücüm tenselliğimle temas edip ondan güç aldıkça, tenselliğim hayal gücümün bütün alanlarına yayıldıkça, arzum sınır tanımıyordu.
Sayfa 147·Kitabı okudu
Çünkü bedenli özneyi tanımlayan şey, aksine, kendine yetersizliğidir. Bu da bize özlem, arzu, öfke ve kaygının nasıl sahne aldığına dair bir ipucu verir, hele ki maruz bırakılma halinin dayanılmaz, bağımlılığın idare edilemez hale geldiği koşullarda. Bu gibi koşullardan mustarip olmak anlaşılır bir öfkeye yol açabilir.
Sayfa 55·Kitabı okudu