Demek ki insanlar niyetlerine göre iyi veya kötü, güzel ve çirkin olabiliyorlar, eşyaya bakış açıları da buna göre oluşuyordu. Ruhlarını şeytana satanlar ile Rahmân'a adayanlar da işte bu ince çizgi ile birbirinden ayrılıyordu. Birileri zamanı çoğaltıyor, diğerleri harcayıp tüketiyordu çünkü.
"Kadem kadem gece teşrifi Nâilî o mehin
Cihân cihân elem-i intizâra değmez mi"
Ey Nâilî! Geceleyin o ay sevgilinin adım adım gelişi, cihan cihan bekleyiş acısına değmez mi?
"Evet, hiçbiri gereken şey değildi. Ama zararı yok. Gereken şey de yapılabilir. Bu 'gereken şey' de ne acaba?" Diyor kitapta. Şu hayatı bir sürü gerekler üzerine kuruyoruz lakin hiçbir şey "gerektiği" kadar mutlu etmiyor. Mutluluğun peşinde koştuğumuzu zannederken aslında ruhsal ölümümüzün peşinde cebelleşiyoruz. Ivan Ilyiç'i öldüren ağrıları değil sonunda farkına vardığı gerçeklerdi. Çok üzüldüm onun için.
Sözü uzatmaya gerek yok. Her insanın hayatı boyunca en az bir kez okuması gereken bir kitap.