Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Doğuda eski insanların niye ölüleriyle koyun koyun yattığını, mahallelerde mezarlıkların içe içeliğini anlamıştı. Ölülerin fazla gözden uzaklaşmasına izin vermiyorlardı. Ölüm de bir çeşit hayattı.
Cesedin hemen yanı başında yerde bir ucu üstüne katlanmış eski bir seccade göze çarpıyor; o katlanıp kıvrılmış olan uç, namazın eda edildiğini söylüyor.
"Sabah namazını kılıp öyle asmış kendini."
Buraya gelin geldiğim ilk zamanlar, etrafta çok bar, pavyon vardı. Zengini bol ya buranın, İstanbul'un, İzmir'in değme dansözleri, ciğersöken konsomatrisleri çalışırmış hep. Yükünü tutan İstanbul'a, İzmir'e döner, tutamayan Antep'e, Kilis'e falan düşermiş. Erkeklerin çoğu çıkmazmış bu pavyonlardan. Nice kadın bu yüzden kocasından, yuvasından olmuş. Her kabul gününde, her biri başka bir hikaye anlatırdı. Erkeklerin, evlerinde bulamadıklarını buralarda, bu kadınlarda aradıkları söylenirdi. Ben de kocamı evde tutmak için, akşamları rakı sofrasını kendi ellerimle kurmaya, en sevdiği mezeleri hazırlamaya, dansöz kıyafetleri diktirip tüller pullar içinde karşısına geçip göbek atmaya başlardım.