Bitirdikten sonra arkama yaslanıp "Az önce ben ne okudum," diye düşünmeden edemedim. Normal, sıkıcı dünyamızı bu derece sihirli ve olağanüstü bir dille anlatan nadir yazarlardan biri Laura Ruby. Klasik ve neredeyse herkesin aklına gelebilecek bir konuyu evirip çevirip sihirli bir şekilde yazmış.
Kitabın adını alan Bone Gap sakin ve küçük bir kasabadır. Herkes herkesi tanıyor, biliyor. Özellikle garip bir aile olan O'Sullivan'ları. Baş karakter olan Finn O'Sullivan kasabada herkes tarafından "garip" diye adlandırılan biri. Çünkü Finn genelde insanlarla konuşurken onların yüzüne bakmaz veya onlar konuşurken onları dinlemez. Finn aynı zamanda kasabada ki en yakışıklı çocuk. Abisi Sean gibi güçlü kuvvetli bir yapısı yok ama bu iki erkek kardeş kasabada yakışıklı vs. olmaları ile herkesin gözü önünde. Babaları öldükten sonra anneleri onları bırakıp başka bir adamla gidiyor. Bu yüzden herkes onlara "zavallı annesiz çocuklar" gibi ithamlarda bulunsalar da ne Finn ne Sean annelerine hiç bir zaman kızmıyorlar. Özellikle Sean, annesine çok bağlı olmasına rağmen..
Ve diğer taraftan da Roza var. Roza'ı anlatmak için yazabileceğim tek kelime GÜZEL olurdu. Çünkü Roza kitapta öyle anlatılıyor ki onu görmeden çok güzel olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Roza bir gün gizemli bir şekilde Finn ve Sean'nın evlerinin ahırında toz toprak ve kir içide bulunuyor. Bulunduğu günden beri onların yanında kalıyor. Bu da kasabada herkesin dilinde oğlanların ikisininde ona aşık olduğu şekilde yayılıyor. Çünkü Roza çok güzel. O kadar güzel ki istediği her şeyi, herkesi elde edebilir. Sean ve Roza arasında olan şey zaten apaçık oratadayken insanların Finn içinde Roza'a aşık denmesinden nefret ettim. Finn elbet Roza'ı çok seviyor ama o şekilde değil. Bunu kendisi çoğu kez dile getirse de insanların