Mısra

Mısra
@bookandsing
Bunca galaksi içinden, Güneş küser miydi hiç Ay’a…
Bazen uyanması zor sabahlar oluyordu. Kalkmak istiyor ama o insanların yüzünü görmek istemiyordum. Bir bitseydi şu çile de görmek istediğim kişi çıkagelseydi karşıma. Ama her zaman dediğim gibi, sabretmek en güzel bekleyişti. Sabırsızlanmak ise en büyük heyecan. Bu duyguları yaşamak, insanın içinde kelebekler uyandıran şeydi. Çünkü sonucu bilinmeyen şeyler insanı meraklandırırdı. “Gelecek mi?” diye düşünmekle onun geleceğini hayal etmek arasında koca bir dünya vardı. “Kesin gelmeyecek.” demek, umudu kaybetmek değildi. Bu, belki de evrene karşı oynanan küçük bir oyundu. Çünkü bazen hayat, tam her şey yoluna girecek derken yeni bir sorun çıkarmakta özgürdü. Bazı şeyler sorgulanmamalıydı. Bazı şeylerin olması gerekiyordu. Çünkü kimi sorunlar, daha güzel günlerin yaklaşmakta olduğunun habercisiydi. Mısra
1000Kitap
Reklam
Yanımda sen olsaydın belki desteklerdin beni. Başaracağıma çok az kişi inanıyorken yanımda teselli ederdin beni. Omzunda ağlarken sarıp sarmalardın, hiç kimse olmasa bile senin varlığının olduğunu hatırlatırdın. Çok çabuk vazgeçtin be benden, oysa daha yaşayacak çok anımız vardı. Sahilde daha eğlenceli zamanlar geçirecektik, beraber gün doğumunu, gün batımını izleyecektik. Olsun, ben sana bütün haklarımı helal ediyorum. Ne kadar bana inanmasan da, ne kadar sözler verip gitsen de… Rüyalarımdasın, o bana yetiyor. En azından artık kabus görmüyorum. Ama ben başaracağım, ben başaracağıma inanmayanlara inat başaracağım! Beni merak etme kendine dikkat et. ;)
Duygu ve Düşünce
Bir otobüse binsen, cam kenarına oturup bütün yolu düşünerek geçirsen, günün sonunda ulaşabileceğin bir mesafe bu. Asıl mesele, konuşmuyor oluşumuz. Ama bazen yan odadaki birinden daha yakın, bazen de aynı şehirdeki herkesten daha uzaksın. Garip olan da bu. Birbirimize anlatacak onca şey birikiyor belki. Ama hiçbirinin yolu bir mesaja çıkmıyor. Çünkü bazen sessizlik de bir cevaptır. Bazen konuşmamak, söylenecek söz kalmadığından değil, hangi sözle başlanacağını bilememekten olur. Belki de bazı insanlar hayatımızda gitmezler. Sadece cümlelerin arasından çekilirler. Ve bir gün, hiç beklenmedik bir anda aklına düşerler. O zaman anlarsın. Mesele uzaklık değilmiş. Mesele, hiç konuşmadığın hâlde içindeki yerini koruyabilen biriymiş. Mısra
1000Kitap
Ben vazgeçmemeyi seçiyorum. Bazı insanlar gibi boş işlerle uğraşıp, hiçbir şey yapmamayı değil, hayatı yaşamayı seçiyorum. Her gün yeni şiirler yazıp, yeni kitaplar okumayı seçiyorum. Ben sanatsal şeyleri seviyorum, ve olduğum gibi kendimi kabul ediyorum. Artık yüzümde sivilce çıktığı zaman onu kapatıcı ile kapatmak yerine insanın kusurlarının da olabileceğini göstermek için o sivilceli halimle insanların arasına karışıyorum. Kendime ve dünden daha iyi olmaya bakıyorum. Ben bu dediklerime inanamasam da siz inanın. ;) Mısra
1000Kitap
Yalnızlık
Yalnızlık denince çoğu insanın aklına boş bir oda, sessiz bir ev ya da yanında kimsenin olmaması gelir. Oysa yalnızlık, fiziksel bir durumdan çok daha fazlasıdır. Bazen yüzlerce insanın arasında yürürken de yalnız hissedebiliriz. Çünkü yalnızlık, çevremizde kaç kişinin bulunduğuyla değil, içimizde kaç kişinin bize ulaşabildiğiyle ilgilidir. Modern dünyada insanlar birbirine her zamankinden daha kolay ulaşabiliyor. Bir mesaj göndermek saniyeler sürüyor, görüntülü konuşmalar kilometreleri ortadan kaldırıyor. Ancak bütün bu bağlantılar, insanın anlaşılma ihtiyacını her zaman karşılayamıyor. Belki de bu yüzden, teknoloji ilerledikçe yalnızlık hissi de sessizce büyüyor. Yalnızlık çoğu zaman kötü bir duygu olarak görülür. Ondan kaçmaya çalışır, sessizliği müzikle doldurur, düşüncelerimizi ekranların ışığında kaybetmeye çalışırız. Fakat yalnızlığın başka bir yüzü daha vardır. İnsan bazen yalnız kaldığında kendini duymaya başlar. Gün içinde bastırdığı korkularını, hayallerini ve sorularını fark eder. Bu yüzden yalnızlık, sadece bir eksiklik değil, aynı zamanda bir karşılaşmadır, insanın kendisiyle karşılaşması. Elbette her yalnızlık öğretici değildir. Uzun süren ve insanı umutsuzluğa sürükleyen yalnızlık ağır bir yük haline gelebilir. Bu noktada insanın başka insanlara ihtiyacı vardır. Çünkü hiçbirimiz tamamen tek başımıza yaşamak için yaratılmadık. Bazen bir dostun sesi, bazen içten bir sohbet, bazen de bizi gerçekten dinleyen bir çift göz, yalnızlığın duvarlarında küçük bir pencere açabilir. Belki de mesele yalnız olmamak değildir. Mesele, yalnız hissettiğimizde bile dünyayla bağ kurabileceğimiz yollar bulmaktır. Çünkü insan, anlaşılabildiği kadar hafifler. Ve bazen tek bir samimi cümle, uzun süren bir sessizlikten daha güçlü olabilir. Yalnızlık hayatın kaçınılmaz
1000Kitap