Bazen kendini herkesten farklı hissediyor musun? Ya da farklı olmanın suç olduğu bir yerde misin? Farklı olmasan bile ruhunun kendini farklı hissettiği zamanlarda alıp başını bir yerlere sığınmak istemiyor musun?
Nada da öyle işte. Farklı. Kime göre? neye göre? . Ama her şeyden öte Nada için öyle işte. Eeee o zaman yolculuk şart! Ama nereye? Nada kendini Ağaçların üstünde yaşayan insanlardan sanıyor. Ve ufak bir yolculuğa çıkıyor. Onun için zor değil. Upuzun kolları var. Ama dalların üzerinde, yaprakların arasında onu sürprizler bekliyor. Kendi gerçeğini ararken yolda rastladıklarının öyküsü ona yoldaşlık ediyor.
Aslında Roman. Ama upuzun, sıcacık bir hikaye sanki. Ya da nasıl desem çok keyifli bir masal. İlk satırdan sarıp sarmalıyor sizi Nada. Dedim ya zaten upuzun kolları var diye. Çok naif bir dili ve dupduru bir anlatımı var. Ben çok sevdim. Sizinde seveceğinizi düşünüyorum. Yeni bir yol arkadaşı istemez misiniz? O zaman keyifli okumalar dilerim.
Kitapta Poirot yok gri hücre severler. Ama tatlı Marple 'm var. Ben Marple olan kitapları da seviyorum ama bu kitapta ki yardımcı karakteri sevemedim. Kitap başarılı ondan yana sıkıntı yok yani.Ayrıca Agatha alışveriş listesi yazsa okurum ben zaten. Beni biliyorsunuz . 4:50 From Paddington adıyla filme uyarlanmış. Eski yapım tabii ki. Ama fırsat bulursam izlemek isterim.
Konusuna gelince Noel alışverişi yapmış dönüş için trene binen Elspeth McGilicuddy yaşlı bir kadındır. Hamal bulmakta zorlanır. Bütün aksaklıkları aşınca peronuna yerleşir. Ve seyahat başlar. Karşılıklı iki tren yan yana geçtiği anda yandaki treninin camında bir adamın bir kadını boğarak öldürdüğünü görür. Hemen Peron Memuru, İstasyon Polisi kim varsa herkese haber verir. En sonunda arkadaşı Jane Marple ile buluşur ve arkadaşına anlatır. Ama işin tuhaf yanı hiçbir gazetede böyle bir vaka yoktur. Eeee gerisi sizde.
16.50 TreniAgatha Christie · Altın Kitaplar · 20185,8bin okunma