Selammm
Bugün Halit Ziya Uşaklıgil'in "Mai ve Siyah" romanını yorumlayacağım. Mai ve Siyah, Batı roman tekniklerine uygun ilk modern Türk romanıdır. Bu yüzden edebiyatımız için değerli bir eser.
Öte yandan eserimiz Servet-i Fünun dönemini güzel bir şekilde yansıtmış. Mesela sonu bu dönemin diğer eserlerinde olduğu gibi mutsuz bir şekilde bitmiştir.
Diline gelecek olursak ben asıl sorunu burda yaşadım. Çok fazla tamlama olduğundan dolayı ilk on beş sayfayı okurken çok zorlandım, hatta bırakmayı bile düşündüm ama iyi ki bırakmamışım. İlerleyen sayfalarında dil biraz daha hafifliyor. Yine olay olan yerleri okurken falan gayet sürükleyici bir şekilde okudum ama kendi düşüncelerinin olduğu bölümlerde açıkçası biraz sıkıldım.
Ancak romanın konusu çok güzeldi bence. Tam bir hayaller hayatlar tasviri yapılmıştı. Ve dönemin basın dünyasını matbaacısınıdan yayın yönetmenine, yazarından eleştirmenine özgün bir şekilde betimlemişlerdi.
Konusuna gelelim artık
~
İstanbul'da orta halli yaşayan bir ailenin çocuğu olan Ahmet Cemil hayatından çok mutludur. Ta ki babası ölünceye kadar.
Babasının ölümü Ahmet Cemil'i, kız kardeşini ve annelerini sarsmıştır.
Artık bütün yük Ahmet Cemil'in üstüne yüklenmiştir. Geçimini sağlayabilmek için bir yandan kitapçılara çeviri romanlar satarken diğer yandan da geceleri özel ders vermiştir.
Bu sırada da kendi hayal dünyasında geleceğe yönelik romantik hayaller kurmaktadır. Kendi eserini çıkaracak ve aşık olduğu kadınla evlencektir.
Ancak maalesef ki hayat toz pembe değil bir gün Ahmet Cemil'in kız kardeşi İkbal için talip çıkar. Her ne olduysa İkbal'in o adamla evlenmesinden sonra olmuştur zaten.
Artık ailenin eski huzuru neşesi yoktur. Diğer yandan Ahmet Cemil iş yerinde de eniştesinin sorunları ile uğraşmaktadır.
Bir anda her şey tepetaklak olmuş
"Hani her şeye rağmen hayatını yaşar, her zorluğun üstesinden gelirsin de içten içe her şeyi berbat edenin yine kendin olduğunu söyleyen sese yenik düşersin ya... İşte bu, en zor olanı. "