#Alıntı
"Bana gel,"
Nefesim kesildi, tüm bedenim titrerken bir çare arar gibi at daha sokuldum anneme. Olmadı, ne bir çare bulabildim ne de cevap verebildim ona.
"Yeter artık mavi göz, sabrım gibi gücüm de yok artık. Gel benimle."
Yerini yenileri alan gözyaşım durmaya tövbeli gibi akmaya devam ederken kollarıyla beni sıkıca saran anneme daha çok bastırdım bedenimi, annem bir sığınakmış gibi.
"Kuzey." Fısıldayışım can çekermiş gibi. çıkmıştı dudaklarımın arasından.
"Tut elimi, gel Hira."
Bir an sadece bir an titreyen elimi kaldırıp avucunun içine bana sarılmış annemin ağlayışı buna engel olmuştu. Çekip gitmek kolaydı, her şeyi herkesi bırakıp çekip gitmek. Peki ya sonrası? İşte asıl hikâye sonrasıydı, geride kalanlardı. Annemi bu hâlde bırakıp onun elini tutup çekip gidersem yazık olmaz mıydı? Anneme, benim için çektiklerine?
"Gelemem Kuzey, gelemem." Başımı eğip kısık sesle söylemiştim bunları, içim sökülerek, canım yana yana. Kuzey bana doğru hafif eğilişini doğrularak düzeltti, tutmam için hala önümde duran elini usulca indirdi aşağı ve yumruk yaparak yanına düşürdü.
"Peki," dedi sadece.
Hani şu içinde sayısız harf, kelime, cümle olan "Peki" den tek başına birçok şey anlatan peki... İşte bu daha çok yaktı, yıktı beni.
Düşen omuzlarıyla geçip gitti önümüzden, apartman kapısından çıkıp gidişi kazındı beynine. Asla, ölsem unutmayacağım bir görünüm olarak kazıdım hafızama gidişini. Zorlukla çıktım annemin kolları arasından ve doğruldum, titreyen dizlerimle duvardan destek alarak ayağa kalkınca eğilip annemin başının üstünden öptüm usulca.
"Eve çık annem şimdi geleceğim." Adımlarımı kapıya doğru yönlendirip ilerledim başımı dışarıya uzatıp etrafa baktığımda babam yoktu. Birkaç adımda dışarıya çıktım ve Kuzey'in yanına doğru ilerlemeye başladım daha yaklaşamamışken Kuzey