İrem ❆

Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
9/10
·687 syf.·
2021 15. kitabı
Sizlere çok severek okuduğum Dostoyevski'nin belki de en bilindik ve ün yaptığı romanı diyebiliriz yani Suç ve Ceza'dan bahsedeceğim. Suç ve Ceza romanının konusunu bilmeyen var ise Eski bir hukuk öğrencisi olan Rodion Romanoviç Raskolnikov, olağanüstü bir adam olduğu teorisini test etmek için bir cinayet planlıyor ve gerçekleştiriyor. Karakterin daha sonra yaşadığı suçluluk duygusuyla dolup taşan ızdırabı ve iç dünyası, Suç ve Ceza’nın birçok insan tarafından derin bir psikolojik eser olarak nitelendirilmesine neden olmuştur. #alıntı “İnsanın zihni neyle meşgulse rüyasında onu görür. Hele içiniz rahat olmadı mı, gerçeğe ne kadar da uyar rüyalarımız! ” “Bence, gerçekten büyük insanlar, büyük acılar çekmek zorundadırlar.” Kayıp Rıhtım sayesinde öğrendiğim Dostoyevski hakkında bilinmeyen bir kaç şeyi de sizlerle paylaşmak isterim; • Dostoyevski askeri kariyerinden yazar olmak için vazgeçmiş, • İlk Eseri (İnsancıklar), Psikolojik Tahlilleri Açısından Oldukça Övülmüş, •Dostoyevski İnsancıklar’ı yazdığı dönemde, diğer genç aydınlarla; kırsal kesimdeki emekçileri zengin toprak sahiplerinin kontrolü altında tutmasına olanak sağlayan Rus sistemi sosyalizm, politika ve kölelik hakkında tartışmalara girmeye başlamış. 1849’da Dostoyevski’nin de içinde bulunduğu bu tartışma grubu, devrimci eylemlerde bulundukları şüphesiyle tutuklandı. Yazar berbat bir hapishanede aylar geçirdikten sonra, vurulmak üzere halka açık bir alana götürüldü. Son anda Çar’dan bir af çıktı ancak tüm bu maskaralık cezanın bir parçasıydı. Bu deneyim, Dostoyevski’nin dini inançlarını sorgulamasına neden olarak ve Suç ve Ceza’da ele aldığı ahlaki soruları gün yüzüne çıkartarak onu derinden etkilemiştir.
Edebiyat
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025194,6bin okunma
SEVGİ KAYA | ÖĞRETMENİM
8/10
·832 syf.·
2021 14. kitabı
Herkese merhabalar yeni bir kitap yorumu ile sizlerleyim. Çoğumuzun Wattpad'de belki de ilk okuduğu hikayelerden olan Öğretmenim'i yorumlayacağım bugün. Konusundan kısaca bahsedecek olursam; Hira adında mavi gözlü lise son öğrencisi kızımız yıllarca babası tarafından hiç sevgi görmemiş, psikolojik ve fiziksel şiddete uğramış birisi. Ve bir gün okula yeni gelen edebiyat öğretmeni Kuzey Soykan ile hayatı değişiyor diyebiliriz. İmkansız olan bu aşk ve Kuzey ile Hira'nın sürekli ortak noktalarda buluşmasıyla kurgumuz devam ediyor... #kitapyorumu Öncelikle yorumumu yaparken tamamen objektif davranacağımı bilmenizi isterim. Kitabi ilk Wattpad'de 7 yıl önce okumuştum. Üzerinden baya bir zaman geçti. İlk okuduğum hikayelerdendi ve o zaman ile bu zamanı karşılaştırınca yazarın kaleminin gelişme düzeyinden, neden bu kadar uzun süre sonra basıldığını daha iyi anlıyorum. Çünkü kurgu kolay bir kurgu değil arkadaşlar bu kurgu çok başka yerlere de evrilebilirdi fakat yazarımız bize en güzel, aşkın en saf haliyle aktarmış. Ve yazarın kalemi Wattpad'de yazdığı döneme göre oldukça gelişmiş. Kendisini tebrik ediyorum. Ben kitabı genel olarak çok beğendim. Yazarın kalemi sıkmıyor betimlemeleri gayet yeterli ve göz doyurucuydu bana göre, diyalog oranları da aynı şekilde. Beğenmediğim noktaya değinecek olursam bazı yerlerde Kuzey'in gereksiz kıskançlık yaptığını düşünüyorum, yaşına göre bakacak olursak eğer. Hira olunca bu biraz daha tölere edilebiliyor yaşı daha küçük olduğu için ama Kuzey için biraz abartılı gibi. Eylül ve Ural ilişkisi yarım kalmış gibi oldu. Muhakkak yazarın Ural ve Eylül için bir kitap yazmasını istiyorum ki çoğu okuyucu da benimle aynı fikirde biliyorum. Kitap öğretmen öğrenci ilişkisinden ziyade bir çok alt metin barındırıyordu bana göre özellikle kadına şiddetin
Edebiyat
ÖğretmenimSevgi Kaya · Epsilon Yayınevi · 202157 okunma
#Alıntı "Bana gel," Nefesim kesildi, tüm bedenim titrerken bir çare arar gibi at daha sokuldum anneme. Olmadı, ne bir çare bulabildim ne de cevap verebildim ona. "Yeter artık mavi göz, sabrım gibi gücüm de yok artık. Gel benimle." Yerini yenileri alan gözyaşım durmaya tövbeli gibi akmaya devam ederken kollarıyla beni sıkıca saran anneme daha çok bastırdım bedenimi, annem bir sığınakmış gibi. "Kuzey." Fısıldayışım can çekermiş gibi. çıkmıştı dudaklarımın arasından. "Tut elimi, gel Hira." Bir an sadece bir an titreyen elimi kaldırıp avucunun içine bana sarılmış annemin ağlayışı buna engel olmuştu. Çekip gitmek kolaydı, her şeyi herkesi bırakıp çekip gitmek. Peki ya sonrası? İşte asıl hikâye sonrasıydı, geride kalanlardı. Annemi bu hâlde bırakıp onun elini tutup çekip gidersem yazık olmaz mıydı? Anneme, benim için çektiklerine? "Gelemem Kuzey, gelemem." Başımı eğip kısık sesle söylemiştim bunları, içim sökülerek, canım yana yana. Kuzey bana doğru hafif eğilişini doğrularak düzeltti, tutmam için hala önümde duran elini usulca indirdi aşağı ve yumruk yaparak yanına düşürdü. "Peki," dedi sadece. Hani şu içinde sayısız harf, kelime, cümle olan "Peki" den tek başına birçok şey anlatan peki... İşte bu daha çok yaktı, yıktı beni. Düşen omuzlarıyla geçip gitti önümüzden, apartman kapısından çıkıp gidişi kazındı beynine. Asla, ölsem unutmayacağım bir görünüm olarak kazıdım hafızama gidişini. Zorlukla çıktım annemin kolları arasından ve doğruldum, titreyen dizlerimle duvardan destek alarak ayağa kalkınca eğilip annemin başının üstünden öptüm usulca. "Eve çık annem şimdi geleceğim." Adımlarımı kapıya doğru yönlendirip ilerledim başımı dışarıya uzatıp etrafa baktığımda babam yoktu. Birkaç adımda dışarıya çıktım ve Kuzey'in yanına doğru ilerlemeye başladım daha yaklaşamamışken Kuzey
Edebiyat
#Alıntı "Sizin yaptığınızın çeyreğini bile yapmadı babam," dedim bir anda. Nereden aklıma geldi bilmiyordum ama bir anda dökülüverdi dudağımdan. Ben bunu der demez hızla bıraktı avucunda sıcacık yaptığı ellerimi. Ellerim kucağıma düşünce ellerim gibi tüm bedenimde buz tuttu sanki sadece iki dakikada o sıcaklığa alışamazdım değil mi... Usulca kaldırdım başımı kaşları çatılmıştı yine. "Beni bir daha babanla kıyaslama," dedi. Sesi soğuk ve mesafeliydi. Öyle bir şey yapmamıştım ki yanlış anlamıştı asla onu babamla kıyaslamazdım, asla! "Ben özür dilerim. Amacım o değildi," dedim. Gözlerim dolmuştu, bana yüzünü çevirmesi canımı sıkmıştı. Yine kendime lanet ettim o kadar aptal biriydim ki bana iyilik yapan ve yapmaya devam eden birinin kalbini kıracak kadar! "Öğretmenim," dedim titreyen sesimle. "Bana yüzünüzü çevirmeyin, özür dilerim." Gözümde bi riken yaşlar yüzümde yolunu almıştı bile. Bana çevirdi yüzünü, az önce gülümseyen yüzünden eser yoktu. Elimle sildim yüzümü ama ağlamaya devam ediyordum, zaten her şeye ağ layan eziğin tekiydim. "İstesem de çeviremiyorum ki mavi göz," dedi iç çekerek Sesindeki gerginlik biraz da olsa gitmişti. Zorla da olsa gülümsedim. "Teşekkür ederim," dedim kısık bir sesle. İçten bir gülümseme olmasa da gülümsedi! Sonra bana doğru döndü. "O günden sonra gördün mü onları?" diye sordu. Bahsettiği kişiler anladığım üzere Ekrem ve Ural'dı. "Hayır," dedim yine Kuzey Hoca'ya dönerek. Başını salladı sadece. Sonra aklıma gelen şeyi söyledim. "Ama Ural'la konuşmuştum bir hafta önce." "Ne konuştunuz?" diye sordu hayretle. "Şey... Babasının yaptıklarını söyledim ona," dedim. Sinirle soludu. Oturduğu yerde dikleşti. "Ve bunu söylemedin," dedi yükselttiği ses tonuyla. "Sana olup biten her şeyi söyleneni söylemiştim," dedi yine gergin bir sesle. Şaşırdım,
Edebiyat