kitap hakkında diyebileceğim tek şey, okuyun.. kesinlikle okuyın, bu kitabı okumadan ölmediğime o kadar mutluyum ki, düşüncelerimi ve hislerimi kelimelere dökemiyorum..
bu seriye ba-yı-lı-yo-rum! önceki kitabını okuyalı birkaç ay olmuşken yeni kitabının çoktan çıkmış olduğunu gördüğümde çok sevinmiştim. umarım son kitabı da yakın zamanda çevrilir..
ilk kitabın incelemesinde kitabın konusundan ve düşüncelerimden bahsettiğim için tekrara düşmek istemiyorum. elveda demeden önce de serinin diğer kitapları gibi birkaç bölümden oluşuyor, kafe aynı kafe ama herkesin hikayesi apayrı..
bu kitapta en sevdiğim "veda" adlı bölüm oldu, ben de evcil hayvanımı kaybettiğimde uzunca bir süre kendimi suçlamıştım.. o bölümdeki cümleler yarama resmen merhem oldu, buruk bir gülümsemeyle okudum. geçmiş değişmese bile geçmişteki olaylara bakış açımız değiştiğinde şimdimiz de geleceğimiz de değişiyor gerçekten.
her hikayeye ayrı ayrı duygulanıp düşüncelere daldım, özellikle çoktan olmuş bitmiş hiçbir şey yapılamayacak olaylara çok üzülüyorum. bu yüzden her an'ın değerli olduğunu ve bazı şeyler için pişman olmanın çok geç olduğunu, vedaların önemini bir kez daha hatırlattım kendime.
ama böyle dedim diye diye de olumsuz bir kitap olarak algılamayın, daha çok pişmanlıktan minnet duygusuna ve kendini affedip hayata devam etmeye dair hikayeler bunlar.
bu serinin anlamı bende çok büyük olduğu için tam bir eleştiri de yapamıyorum, kapak tasarımları ve ince düşünülmüş işaretleriyle, her şeyiyle çok seviyorum, böyle samimi ve tatlı kitaplara çok ihtiyacımız var.
kitapta da dediği gibi, "Kalpte taşınan bazı sorunlar, kişinin kendisi tarafından çözülebilir sadece."
ben de ekliyorum, kalbimizde taşıdığımız o sorunları çözebilmemiz için bazen de bir işarete ya da aracıya ihtiyaç duyarız. bu zamanda yolculuk yapma imkanı sağlayan bir kafe de olabilir, bir kitap da.
kahve soğumadan önce geri dönmek şartıyla ^^
Uzun zamandır okumayı beklediğim tarzda bir kitaptı tam olarak, anlatımı o kadar akıcı ve sadeydi ki gerçekten hayran kaldım. Altını çizdiğim, "Tam olarak bundan bahsediyorum!" diyerek kendi hissettiklerimi hayretler içerisinde okuduğum enfes bir kitaptı. Bu yüzden birçok kişinin kendinden mutlaka bir tane de olsa bir şey bulacağını düşünüyorum. Bir babanın oğlunu alabilmek için karlarla kaplı bir yolculuğa çıktığı ve bu yolculukta geçmişle yüzleşme biçimini okuyoruz. Bembeyaz bir yolculuk bu ama gerçekler her zaman beyaz değildir..
kitabın konusu ve işleyişi aslında güzel ama sırf son 100 sayfa yüzünden bu puanı verdim.. normalde kitaplara karşı gereğinden fazla hoşgörülü oluyorum ve bol keseden puan veriyorum her zaman ama bu sefer olmadı. o son 100 sayfa kitaba büyük haksızlık oldu bence, kitabın tüm amacıyla çelişti resmen.
bu serinin yeri bende o kadar ayrı oldu ki, bu kitap çıktığında mutluluktan havalara uçtum. tam zamanında çıktı, o kadar ihtiyacım varmış ki. umarım diğer kitapları da yakın zamanda çevrilir ve çıkar.
kitap hakkında ne söylesem bilemiyorum. sadece ihtiyacınız olduğunu düşünüyorsanız aradığınız kitap bu diyebilirim. ben gerçekten çok duygulandım, diğer kitaplarında da benzer şeyleri hissetmiştim ama bu kitapta ilk defa ağladım. kitapta kabul edilmesi zor şeyleri çok ani bir şekilde aktarıyor ve sindirmeniz zor oluyor. çok güzel mesajlar da verse hayatın acı tatlı taraflarını çok şeffaf gösterdiğini düşünüyorum.
ekstra olarak kitabı okurken bu parçayı dinledim,tam da sonbahar ayındayız ve kitapta da en güzel sonbahar ayının betimlendiğini düşünüyorum. bu yüzden bu parça çok uygun geldi..
open.spotify.com/track/07kAZzB6G...
(spoiler)
ve keşke kitapta bu kadar şey olmuşken en azından sonu buruk bitmeseydi demek istiyorum son olarak. ilk iki kitabın da sonunu okuduğumda bir süre bakakalmıştım ama nanako'nun ölmesi beni çok etkiledi. kitapta zaten çok fazla acı var, kayıp var en azından en başından beri okuduğumuz sevdiğimiz karakteri öldürmeseymiş yazar.. çok çok üzüldüm