Üzüntü, üzüntü, üzüntü... Üzgünüm kardeşim, dehşetli bir infial içindeyim, sönüyorum. Bu biraz daha devam ederse, eyvah! Sebebini söyleyeyim mi? Fakat bu o kadar tuhaf ki, gülersiniz diye korkuyorum; bazen kendim bile kendi halime gülüyorum. Koca bir âlem içinde yalnızım Nazif. En samimi arkadaşlarımın arasında, sokağa çıplak çıkmış bir adam hissiyle titriyorum; herkesin vicdanı kapalı, örtülü; yalnız ben çıplak! Herkes hiç olmazsa üniformalarla, ne diyeyim üstünü örtüyor; herkes zamanın sahte gösterişine bürünebiliyor; herkes namuslu geçinerek alçak yaşamanın kolayını buluyor; herkes bu rezil havada nefes alabilmek için bir çare, bir büyü buluyor.