senem

Oysa müzik onu başka yerlere götürüyordu: Kafa­ nı boşalt, herhangi bir şey düşünme, yalnızca OL. Vero­nika kendini bıraktı, gözünü güle dikti, kim olduğunu gördü, gördüğü hoşuna gitti, çok aceleci davrandığı için pişmanlık hissetti yalnızca.
Edebiyat
Reklam
Önünde yaşayacak iki günün kalmışsa bile, bence ne kadar ileri gidebileceğini bilmeden bu yaşama veda etmemelisin.
Edebiyat
İnsan hiçbir şeye alışmamalı, Eduard. Bana bak­sana, tam da güneşin keyfini yaşamaya başlamıştım yeniden; dağlara bakmaya, yaşamın sorunlarına bile alışacak gibiydim. Yaşamın anlamsızlığının bile kendi suçum olduğunu kabullenmek üzereydim. Lyubliyana’nın ana meydanını tekrar görmek istiyordum. Sev­gi ve nefret, çaresizlik ve bıkkınlık, günlük hayatı oluş­turan bir sürü basit, ama yaşama tat katan şeyi hisset­mek istiyordum. Bir gün buradan çıkacak olsaydım, delilikler yapma fırsatı tanıyacaktım kendime, aslında herkes deli, en deliler de deli olduklarının farkında ol­mayanlar.
Edebiyat
“Dünya, çabalarımın değerini bilmeyecektir,” dedi kendi kendine. Anlaşılmamaktan gurur duyuyordu, çünkü tüm dâhiler bu bedeli ödemişlerdi.
Edebiyat
Toplumsal açıdan hastalığın tek avantajı, artık norm haline gelmiş olmasıdır; dolayısıyla hastanın ka­patılmasına gerek kalmamıştır artık, zehirlenmenin çok ileri derecede olduğu, hastanın davranışlarının başkalarını etkilemeye başladığı durumlar hariç. Çoğu acılaşmış insanlar, toplum için herhangi bir tehdit oluşturmaksızın dışarıda yaşamayı sürdürebilirler, çünkü çevrelerine ördükleri duvarlar öylesine yüksektir ki, toplum yaşamına katılır gibi görünseler bile dünyadan tümüyle yalıtılmış durumdadırlar.
Edebiyat
Reklam