“İşte burada, bir kez daha kadın hareketi üzerine bu denli etkili olmuş olan o çok ilginç ve anlaşılmaz eril aşağılık duygusunun menziline girmiş bulunuyoruz. Ta derinlerde yatan, o her yerde kendisini görme arzusu, kadının aşağı olmasından çok erkeğin üstün olmasına yönelik olduğu için, nereye bakarsanız bakın onu sadece sanat alanında değil, muhatabı ne denli alçakgönüllü ve fedakar ve kendisi için ne kadar minimal düzeyde tehlike arz ediyor olursa olsun, siyasette bile onun önüne dikildiğini görüyoruz.”
“O şiirlerin insanı alıp götürecek kadar heyecanlandırmasının ve kendinden geçirmesinin asıl nedeni, bir zamanlar (belki de savaş öncesinin yemek davetlerinde) hissedilmiş olan bir duyguyu insana hatırlatmalarıdır. O yüzden de insan, o duyguyu denetlemeye ya da bugün hissettiği herhangi başka bir duyguyla kıyaslamaya gerek duymadan kolayca ve teklifsizce o şiirlerin etkisi altına girebilmektedir.”
“Düşünüyordum da, şu hayat dediğimiz şeyin ne hoş ödülleri vardı; şuna buna hınç duymak, kin beslemek ne kadar yersizdi ve dostluklar kurabilmek ve kafa dengi kişilerle birlikte olabilmek ne kadar gıpta edilecek bir durumdu…
Eğer her şey olduğundan farklı olsaydı, örneğin şansım yaver gitseydi de elimin altında bir de kül tablası olsaydı ve sigaramın külünü pencereden aşağı boca etmek zorunda kalmasaydım, sanırım kuyruğu olmayan o kediyi de görmem mümkün olmazdı.”