Ağladığın zaman hep Ergenekon'u hatırlarım. Ergenekon'u unutmak istemiyorum. Hatırlamak için de seni ağlatmak mı gerek? O günün aşkına beni bağışla, su gibi akan kan aşkına, alınan doğranan erler aşkına, geçit vermez dağlar ve bereketli soyumuz aşkına beni bağışla.
"Sen gelince güçlendim. Nasıl güçlendim... Tek başıma bir tümen yağıyı basabilirim. Şu atın sırtında Asya'yı baştan başa geçebilirim. Gün batısını vurup geri dönebilirim.
Seninle bin yıl yaşarım."
- Sen geldin he mi?
- Ben geldim ya. Sevinmedin mi?
Sevinmek ne demekti? Gözleri parlıyordu. Yüzünde güneşin yedi rengi dolaşıyordu. Kutlu bildiğim ne kadar renk varsa ondaydı.
Ben bir ulağım; pusatsız, atsız, yalın ayak fakat yorulmayan bir ulak. Düşlerimde haberler işitirim, sonra onları yavru kurtlara anlatırım. Yeni düşler öğütlerim.