Ayşe Yıldırım, bir alıntı ekledi.
25 May 23:07

Ben Bosna'lı çocuk:-Müslümanlar!
Size şarkımı emanet ediyorum.
Bir de uçsuz denizlere akan nehrin
Sularına salıverdiğim ellerimi
Bileklerinden kesilmiş.

Şiirler, Erdem BayazıtŞiirler, Erdem Bayazıt
Ömer Efeoğlu, bir alıntı ekledi.
25 May 21:57 · Kitabı okuyor

Bosna-Hersek ayaklanması devam ederken, 2 Mayıs 1876’da Bulgaristan’da büyük bir isyan çıktı. Ruslar tarafından gizlice silâh gönderilen 55 Bulgar köyünün erkekleri, Türk köylerini bastılar. 1000 kadar Türk’ü büyük vahşetle öldürdüler. Bu sırada şimdiki Bulgaristan nüfusunun yüzde 55’i Türk, yüzde 45’i Bulgar’dı. Onun için Tuna’ya kadar olan bölge, Türk anayurdu içinde sayılırdı. Müşîr Abdülkerim Nâdir (Abdi) Paşa iki tümenle âsîlerin üzerine yürüdü. 39 gün süren ayaklanmada âsîler tamamen ezildi ve isyan söndürüldü. 4500 âsî öldü. Bu haber Avrupa basınına, Türk­lerin on binlerce Hıristiyan’ı öldürdükleri ve yüzlerce Bul­gar köyünü yerle bir ettikleri şeklinde yansıtıldı. Dehşetli bir anti-Türk propaganda, bütün Avrupa’yı sardı. Kuzey Ame­rika basınına basınına sıçradı. 6 Mayıs’ta (1876) Selânik’teki Almanya konsolosu Abbott ile Fransa konsolosu Moulin’in, Türk hal­kınca linç edilmeleri, durumu büsbütün gerginleştirdi. Bir Rus-Yunan komplosu olan bu olay kasten çıkarılmış ve Türkler’i Avrupa kamuoyunda mahkûm etmek, Avru­pa’dan tecrid etmek gayesi güdülmüştü.

Bir Darbenin Anatomisi, Yılmaz ÖztunaBir Darbenin Anatomisi, Yılmaz Öztuna
Hande Kırkımcı, Sevdalinka'yı inceledi.
 24 May 20:18 · Kitabı okudu · 8 günde · 10/10 puan

Kitabın adı sevda şarkıları anlamına gelmektedir. Yazarımız Bosna gerçeğini anlatmaktadır. Gazeteci Nimeta, yasak aşkı, ailesi ve ofis arkadaşları çevresinde gelişen olaylari anlatmaktadır. Yugoslavya "nın dağılma sürecini, Sırplar ve Hirvatlarin yaptığı soykırımı ve Bosnaklarin çekmiş olduğu acıları okuyoruz. Okurken bol bol duygulaniyor insan ve şunu soruyor kendine, bir insan başka bir insana nasıl bunu yapar, Nasıl bu kadar acımasız olur? Yazar öyle bir yazmış ki, olayları bütün gerçekliği ile anlatmış fakat birseyi dusunmemis; okuyucu kitabı okurken, duygusal anlamda mahvedecigini.Yazarimizin emeğine sağlık

Raziye Bozkurt, İncir Kuşları'ı inceledi.
24 May 15:52 · Kitabı okudu · 7 günde · Beğendi · 10/10 puan

. Bu romanla Bosna Savaşı’nın bilinmeyen bambaşka bir yüzü gün ışığına çıkarken; kitap okuyucusuna sürpriz bir sonla veda ediyor.Aynı ırktan geliyorlardı. Aynı dili konuşuyorlardı. Bir tek dinleri farklıydı. Biri Müslüman Boşnak genci, diğeri ise Hıristiyan Sırp’tı. İkisi de konservatuardaki aynı Boşnak kızına âşık olmuşlardı. Ve bir gün bu iki genç, güzeller güzeli Suada’ya aşklarını ilan ettiler. Ancak gençlerden biri aşkına karşılık bulmuş, diğeri ise “Kalbimde iki kişiye yer yok” cevabını almıştı.Takvim yaprakları 6 Nisan 1992’yi gösterirken bir bomba düştü beyaz zambakların açtığı yüreklere… Suada patlak veren savaşın estirdiği rüzgârda âdeta savrulan bir yaprak gibiydi. Savruldu, savruldu, savruldu… Sonra da kader onu bir zamanlar ‘hayır’ dediği genç adamın eline esir düşürdü. Genç adam, o gün ela gözlü çöl ahusuna bakmış “Kader bizi ne inanılmaz bir şekilde birleştirdi, görüyor musun Suada?” demişti.Modern zamanlarda Avrupa’da yaşanmış bir soykırımda, kadere inananların romanıdır

Fatma Koçak, bir alıntı ekledi.
23 May 12:11 · Kitabı okuyor · Beğendi

İstanbul’un fethinden sonra, 1475 Kırım Yarımadasının Osmanlı sancağı olarak merkeze bağlanması ve 1461-63 arasında Balkan fütühatının (Arnavutluk, Bosna) tamamlanması da çok önemlidir.
Osmanlı Devleti artık bir “arbiter mundi” yani dünya hakemi ve dünya kuvvetidir. Bunda tartışılacak bir şey yoktur ve gerçek anlamda imparatorluk misyonunu, hem de şuurlu bir şekilde yüklendiği devirdir.

Osmanlı'yı Yeniden Keşfetmek, İlber OrtaylıOsmanlı'yı Yeniden Keşfetmek, İlber Ortaylı
AHMET BEKDEMİR, Sevdalinka'yı inceledi.
22 May 13:40 · Kitabı okudu · 9/10 puan

Öncelikle kitaba başlama sebebim kitabın ismi idi.Çok güzel değil mi,SEVDALİNKA.Daha sonra merak edip baktım,anlamı nedir diye.Şimdi sizinle paylaşıyorum.;-)

(SEVDALİNKA:Bosna-Hersek'te gelenekçil bir müzik tarzıdır.Sevdah kelimesi ise genellikle (Türkçe: Sevda) Boşnak geleneği ve folkloru için kullanılır, çoğunlukla aşk duygularının veya derin, dindirilemeyen (bir kişiye, şehre ya da yöreye karşı duyulan) tutkunun yarattığı ağır ve melankolik duyguları anlatır.)
Eminim bir daha unutmayacaksınız.:-)
Kitabın sayfalarını çevirdikçe, sırpların milliyetçilikle ırkçılığı nasıl en vahşi bir şekilde karıştırdığına şahit oluyorsunuz akıcı üslupla.Kendi ırklarından ve kendilerine benzeyen insanları sırf -Müslüman- oldukları için nasıl hor gördüklerini, işkence ettiklerini, dört yaşında ki bir kız çocuğuna bile tecavüz etmekten çekinmediklerini okuyup duruyorsunuz, okudukça sinirleniyorsunuz, moraliniz bozuluyor, gözleriniz doluyor. Kimsenin kimseye baskı uygulamadığı, saldırmadığı bir dönem de sırpların ezilen halk duygusu sömürüsü ile üç neslin katili, tecavüzcüsü, Hitleri olduğuna, diğer Avrupa Ülkelerinin bu katliamlara sessiz kalmasına Ayşe Kulin ile bir daha şahit oluyorsunuz.Savaşla beslenen, savaşa sıcak gözle bakan insanların gözüne gözüne sokacaksın böyle kitapları."Savaştan kime hayır geldi ki sana gelsin?" diye soracaksın.Kitabın en beğendiğim yerlerinden biri de okuyucu birden kendini; 1993 yılında değil Ban Kulin(1180- 1204) zamanın da buluyor.Nimeta'nın Hırvat asıllı yasak aşkı Stejo'nun Müslümanlar için, sevdiği kadın için çırpınması kitabın diğer güzel ayrıntılarından sadece biri idi.Sırpların Boşnakları, "Türk piçi" olarak görmeleri Türklere kinlerinin ne boyutta olduğunu bir kez daha belli ediyor.Aslında 1992-1995'de yaşananlar bir Savaş değildi.Tamamen büyük sırbıstan cumhuriyeti kurulması için yapılan soykırımlardı.Ufacık bebeklerin boğazlarının kesilmesi, nehirlere ve duvarlara atılması, bir kadına dokuz kişiden fazla tecavüz etmesi, hatta bunu yapacak özel bir teşkilat kurulması, her yaştan erkeği ormanlara götürüp açtıkları çukurların başında kurşuna dizmek ne savaş ahlakına uyar ne de insanlığa.
Kitabı bitirdikten sonra,içimde inanılmaz bir öfke birikti.Düşündüm durdum öylece.Ne büyük acılar çekmiş GÜZEL BOSNA dedim.Ah BOSNA,canımız BOSNA...

شيماء, Kurşunların da Rengi Var'ı inceledi.
22 May 13:08 · Kitabı okudu · 6 günde · Beğendi · 9/10 puan

“çocuk savaşta da çocuktur.”
kuru pencere önü dolusu çiçek, kayalardan taşlardan inadına yaşayan yeşiller, bulut dolu umut dolu mavi gök, savaş sonrası harap olmuş yeryüzünde secdeye varan alın, bomba artıklarıyla oynayan çocuklar, gaz bombaları içinde çiçek yetiştiren filistinli kadın, üstü başı toz içinde gülüşen çocuklar, yardıma muhtaç iken yardım eli uzatan kahramanlar, mutlu ederek mutlu olabilen nâdide insanlar, damla damla aheste aheste akan suyun taşta oluşturduğu minik oyuklar, asfalt ortasında koca heybetiyle başkaldıran ağaç. ve daha nicesi. “kurşunların da rengi var” diyen koca yürekli çocuğun koca yüreğinden de büyük umudu!
bitmek bilmeyen umudun, inancın, iyiliğin; zulme, soykırıma, hainliğe başkaldırış hikayesi.
küçük bir kız çocuğu gözünden, gönlünden, umutlarından, oyunlarından “haksız savaş”ı anlama gayreti, hiç yitirmediği inancı, umudu, ellerinden kayıp gitmesine izin vermemek için direndiği masum çocukluğu.

92-95 yılları arasında gerçekleşen hain, haksız, vicdansız saldırılarla bosna katliamı, yedi yaşındaki amina’nın kalbinden kalbinize bitmeyecek bir yol ile ulaşacak. gözyaşlarınıza hakim olamayacaksınız, ki olmayın da. kitabı okurken tahayyül etmeye çok zorladım kendimi, yedi yaşlarında bir kız olabildim mi muâmma. onun da deyimiyle “bilmek başka, düşünmek başka, yaşamak bambaşka.” olduğundan asla yerini tutmayacaktır.
bosna ziyareti nâsip olmuştu, her cümleyi okurken zihnimde bosna’yı sarajevo’yu mostar’ı ve “umut tüneli”ni tekrar tekrar canlı tutmaya çalıştım. tünelden amina ve annesi ile bir daha geçtiğimi hayal ettim. zamandan mekândan soyutlayan o güzel mostar’da yürürken taşlarının birer birer suya düşüşünü hayal ettim. yıkıldım. sadece zihnimde ve gözyaşlarımda yaşadığım bu buhran onların hayatı, gerçeğiydi.
amina’nın cümlelerini okurken aklıma alija’nın da savaş sırasında yazdıkları geliyordu. boşnaklar sırp ve hırvatların arasında direnirken, onun da gayreti, duası, koca endişesi, görüşmeleri bir bir buluşturmaya çalıştım, amina ile alija’yı.

ne demişti alija,
“ne yaparsanız yapın, ama soykırımı unutmayın. çünkü unutulan soykırım, tekrarlanır!”

kitabın yazarı aynı zamanda kahramanı olan amina, soykırımın unutturmamak için yazdı.
her manada oku’malıyız. amina’yı, annesini, babasını, yeşil berelisini, küçük ağabeyini, bosna’yı, boşnakları, alija’yı, mücadeleyi, inancı, teslimiyeti, umudu, zulmü, soykırımı okumalıyız.
unutmamalı, unutturmamalıyız.
“bir tek Allah’a inancımız vardı.” bu inanç ile...

fatmagül, Veronika Ölmek İstiyor'u inceledi.
20 May 17:04 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Veronika her istediğine sahip görünen, renkli bir yaşam süren, yakışıklı erkeklerle gezip tozan genç bir kadın olmasına karşın mutlu değildir. Yaşamında bir şeylerin eksikliğini hissetmektedir. Başarısız bir intihar girişiminin ardından, kendini bir akıl hastanesinde bulur. Üstelik çok kısa bir ömrü kaldığını öğrenir.Zaten ölmek isteyen Veronika bu süreçte, başka dünyaların insanlarını tanırken kendi kimliğini de keşfetmeye başlar... Paulo Coelho’nun ülkemize yakın bir coğrafyada, Bosna ve Slovenya’ da geçen Veronika Ölmek İstiyor adlı romanı, varoluşumuzun her dakikasına yaşam ile ölüm arasında bir seçim olarak yaklaşıyor. Toplumun alışılmış kalıplarının dışına çıkan, farklı düşünceleri yüzünden önyargıları göğüslemek zorunda kalan insanları anlatıyor.