Eleanor Oliphant aslında hepimizden biri, sadece maske takmayı bizim kadar beceremiyor.
Kitabı okurken Eleanor’un o meşhur "Gayet iyiyim" yalanının arkasındaki ıssızlığı, kendi hayatımdaki o yüksek duvarlarla kıyasladım. Bazen insan hayatta kalmak için öyle bir zırh örüyor ki; dışarıdan "işinde gücünde" görünse de içeride bir yerlerde hala o çocukluk anılarının soğukluğuyla titriyor.
Eleanor’un insan ilişkilerini bir "kullanım kılavuzu" eksikliğiyle, adeta bir veri madenciliği gibi analiz etmeye çalışması bana çok tanıdık geldi. Ama kitap şunu net yüzüme vurdu: Kendini bir robot gibi programlayarak, duyguları bastırarak sadece "hayatta kalıyorsun", yaşamıyorsun.
Benim bu kitaptan çıkardığım en büyük ders şu: İyileşmek için önce "iyi değilim" diyebilecek kadar çıplak kalmak gerekiyor. O bizi koruduğunu sandığımız ağır entelektüel maskeleri bıraktığımızda, birinin karşılıksız bir nezaketi bizi asıl iyileştiren şey oluyor.
Eğer siz de kendinizi toplumun dışına itilmiş bir gözlemci gibi hissediyorsanız, Eleanor'un elinden tutun. Gayet iyi olmanıza gerek yok, sadece gerçek olun yeter.