şimdi anlıyorum geçmişin serap misali buharlaşıp gitmediğini. gözle görülmese bile geleceğin bir ağırlığı olduğunu. bizler geçmişle geleceğin çekiminde yaşarız. bu çekimi kırmak için muazzam bir enerji - ışık hızında güç- tüketmek gerekir.
öyküyü yeni baştan anlatıp duruyorum, her ne kadar farklı çıkış yolları buluyorsam da duvarlar hiç yıkılmıyor. hayatımın sınırları belirlenmiş -burası burası ve burası- şeklini değiştirebilirim ama ötesine geçemem. tünel kazar, bir çıkış yolu bulduğumu sanırım, ama sonu bir yere varmaz. gerisin geri döner, kendi sınırlarıma dayanırım.