ne dağ başlarında kız bulutlar
saçlarını çözüyor eskisi gibi
ne dostlar kolumuzda geziyor
aynı kentlerde ayrılıklar
intiharlar ve esir kampları
yürüdükçe ölümler takılıyor ayaklarımıza
genç ölümler
zamansız ölümler
direnen ve ölümsüzleşen ölümler
türküler ey türküler
seferberliğe gerek yok şimdi
seferberlikten beter olmuş yürekler
siz ki bilirdiniz sevmesini
gelecek uğrunda ölürcesine
kızgın bir demiri dövercesine
ve tarihin en güzel yaprağını
güneşin parmağıyla çevirircesine
siz ki bilirdiniz
şimdi bir yarasa şenliğinde
kanla besleniyor sessizliğiniz
oysa toprak yorulur biz yorulursak
susarsak bütün dünya susar
işte bu yüzdendir hep çektiğimiz
ve ölürken bile
bir ışıklı selamdır güneşe
celladımızdan son istediğimiz