Hayat can sıkıcı bir tuzaktır.Düşünen bir insan olgunluğa eriştiğinde ve tam bir bilinç kazandığında kendini istemsiz olarak sanki çıkışı olmayan bir tuzağın içindeymiş gibi hisseder.
Önyargılar,gündelik yaşantımızda ki bütün bu pislik ve iğrençlikler gereklidir;çünkü bunlar gübrenin kara toprağa dönüşmesi gibi zamanla faydalı bir şeye dönüşür.Kökeninde pislik barındırmayan iyi bir şey dünya üzerinde bugüne kadar görülmemiştir.
Her türlü zorbalığın toplum tarafından makul ve yerinde bir gereklilik olarak karşılandığı,beraat kararı gibi her türlü merhamet göstergesinin toplumda tatminsizlik ve intikam uyandırdığı bir dünyada adaleti düşünmek gülünç değil mi?
Başucu kitabı dedikleri var ya,tam olarak o.Her denemesi,hayatın içinden bir parça.Montaigne’in felsefi görüşü “Ne biliyorum?” düşüncesi de buradan gelir.İnsanın aklı,her zaman her şeyden şüphe etmelidir.Körü körüne inanmamalıdır.İnsan, kendi düşünceleri bile zamanla değişebilir,doğaldır.Tek kötü tarafı bazı konular birbirini çok tekrar etmiş aynı cümleleri çok kez okumuş gibi oldum,o biraz sıktı onun dışında sevdim.