Ne kadar da kolay soruyordu. Onu seviyor muymuşum? Ona tapıyordum. O gönlümün kederi, sevinci, ruhumun gıdasıydı. Hayatımın anlamı, soluk almamın nedeniydi. O benim delice tutkum, hiç bir zaman iyileşmeyecek yaramdı. Tatlı tatlı sızlayan, yeryüzünün en güzel yarası...
Çünkü hiç de başkalarını düşünen biri değildi Nüzhet. Belki de haklıydı. Başkaları içim üzülmek, ötekine merhamet duymak, onların acısını paylaşmaya kalkmak hem seni, hem de etrafındakileri mutsuz ediyordu.
“ İnsanoğlu öyle acayip mahluktur ki, onun öncelik sıralamasında ekmekle din sık sık yer değiştirir. Karnı açsa, onun İçin en kutsal mekân midesidir. “