Bugüne kadar gördüğü şeyler o kadar korkunçtu ki, bu gözler daha korkuncunu göremez zannetmişti oysa korku gelip bir hadde dayanıyordu ama korkunçluğun sonu gelmiyordu.
Biri muhacir veznindendi yolculuklarının diğeri tehcir, ikisinin de kökünde acı vardı ve cümleleri, dağların sırtında ters istikamette ilerleyen birer çizgiydi.
Gidecek bir yeri olanlar oraya varmak için gayret ediyor, olmayanlar ise ne yapacağını bilmiyordu.
Kimsenin aklı başında değildi ve şimdi yaşamak, sadece ölmemeye çalışmaktan ibaret bir şeydi.
Oysa yaşamaya çalışmak en büyük yorgunluktu.
Içinde büyük, derin bir acılıkla, karanlık suya baktı.
"Rabbim" de. " Ben Musa değilim ama şu peşimize düşenler var ya, onlar firavun. Şu Harşit'i Kızıldeniz edip önümüzde ikiye ayırsana."
Irmak eskisinden de azgın, kudurup duruyordu.