yanlış kadına bulaştınız filmleri `elle` (2016) `paul verhoeven`'in yönettiği filmde `isabelle huppert`, travmayı güç aracı hâline getiren bir kadın canlandırır. film bir saldırıyla açılır ama asla beklediğin yönde ilerlemez. intikam, mağduriyet ve kontrol kavramları sürekli yer değiştirir. izledikçe anlarsın: burada yanlış kadına bulaşmak, onun ne hissedeceğini sandığın noktada başlar. final, ahlaki zemini tamamen söker. `audition` (1999 – japonya) `takashi miike` imzalı bu filmde, eş arayan orta yaşlı bir adam (`ryo ishibashi`) masum görünen asami ile tanışır. film ilk bir saat romantik ve sakin akar. sonra yavaşça… çok yavaşça… karanlık çöker. final sahneleri sinema tarihinde travmatik kabul edilir. yanlış kadına bulaşmak burada bekleyerek gelir; kaçmak için artık çok geçtir. `perfect blue `(1997 – anime) `satoshi kon`'un başyapıtında bir pop idolünün (`seslendiren junko iwao`) kimliği parçalanırken, etrafındaki kadın figürleri tehdit değil gerçekliğin kendisine dönüşür. film psikolojik bir çöküş hikâyesidir. yanlışlık bir ilişki değil, yanlış algıdır. gerçekle hayal arasındaki çizgi silindiğinde, “`kadın`” artık bir kişi değil, zihinsel bir tuzaktır. `the vanishing` (1988) `george sluizer`'ın yönettiği bu soğukkanlı filmde, kaybolan bir kadın hikâyenin merkezindedir ama asıl kabus daha sonra gelir. film boyunca sakinlik vardır; bağırmaz, tehdit etmez. final sahnesi sinema tarihinin en rahatsız edici sonlarından biridir. buradaki yanlış, kadına değil; gerçeği öğrenme takıntısına bulaşmaktır. `hard candy` (2005) `david slade`'in filminde `ellen page` (`elliot page`), masum görünen bir genç kız olarak `patrick wilson`'ın karakterinin hayatına girer. izleyici ilk dakikalarda kimin av, kimin avcı olduğunu zanneder. sonra film yön değiştirir. burada “`yanlış kadına
gerilim / suç / aksiyon filmleri shallow grave (1994) danny boyle'un yönettiği filmde ewan mcgregor, kerry fox ve christopher eccleston başrolde. üç ev arkadaşı ölü bir adam ve yanında büyük miktarda para bulur. parayı saklamaya karar verirler ancak güven sorunları ve kıskançlık planı hızla kaosa dönüştürür, hayatları altüst olur. before the devil knows you're dead (2007) sidney lumet'in yönettiği bu suç dramasında philip seymour hoffman, ethan hawke ve marisa tomei oynuyor. iki kardeş küçük bir mücevher soygunu planlar fakat planın basitliği aldatıcıdır, beklenmedik ihanet ve trajik olaylar zinciriyle hayatları çöker. blue ruin (2013) jeremy saulnier'in yönettiği filmde macon blair başroldedir. sıradan bir adam, ailesine yapılan bir saldırının intikamını almak için harekete geçer fakat planı yoktur ve karşılaştığı beklenmedik durumlar onu şiddet ve kaos içinde sürükler. fargo (1996) coen kardeşlerin yönettiği filmde frances mcdormand, william h. macy ve steve buscemi başrolleri paylaşır. küçük bir fidye planı karda geçer, masum gibi başlayan işler kısa sürede suç, ihanet ve trajik komediye dönüşür, kasabanın sakinleri bile bu karmaşaya kapılır. wind river (2017) taylor sheridan'ın yazıp yönettiği bu gerilim filminde jeremy renner ve elizabeth olsen oynuyor. izole bir kış kasabasında işlenen bir cinayetin soruşturmasını konu alır, soğuk atmosfer ve kasabanın sert doğası karakterleri hem fiziksel hem psikolojik olarak zorlar, gerilim yükselir. the gift (2000) sam raimi'nin yönettiği filmde cate blanchett, giovanni ribisi ve hilary swank rol alır. küçük bir kasabada yaşanan gizemli olaylar ve kaybolan insanlarla ilgili gerilim, karakterlerin sırları ve paranoyalarıyla birleşir, basit görünen durumlar hızla karmaşık hale gelir. the killing (1956) stanley kubrick'in
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
bazen ne kadar çabalarsan çabala nasibinde yoksa olmayacaktır..
Sevdanın Son Vuruşu 'nun hikayesi
Aysel Gürel, 2008 yılında vefat ettikten sonra, evinde yayılan binlerce şarkı sözü kağıdı — bazısı peçeteye, gazete köşesine, kitap aralarına yazılı — kızı Müjde Ar tarafından toplanıp bir sandığa konulmuş. Bir zaman sonra evden yeni bir kiracı taşınmış. Tesadüfen, kalorifer peteğinden rulo halde bir kağıt bulmuş; içinde Aysel Gürel’in yazdığı, bilinmeyen bir söz yer alıyormuş. Bu kiracı aynı zamanda Tarkan’ın arkadaşıymış ve şarkı sözünü Tarkan’a ulaştırmış. Tarkan sözleri beğenmiş ve Müjde Ar’ı arayarak “Bu şarkıyı söyleyebilir miyim?” diye izin istemiş. İlk başta Müjde Ar bunu ciddiye almamış; hatta “Ben de Bridget Bardot’um” gibi esprili bir yanıt vermiş. Bunun üzerine Tarkan, telefonda şarkıyı söyleyince Müjde Ar ikna olmuş ve şarkının kullanım iznini vermiş. Böylece Tarkan, bu unutulmuş sözlere beste yapmış ve 2010 yılında “Adımı Kalbine Yaz” albümünde “Sevdanın Son Vuruşu” olarak yayımlamış. Bu şarkı ile bir sürü ödül aldı. Bu şarkının ortaya çıkışı, içten ses majör bir tesadüften doğmuş: Aysel Gürel’in evinde yıllarca unutulmuş sözler, Tarkan’a uzanan sihirli bir köprü olmuş. O sözler, şarkıya hayat vermiş ve yıllar sonra hâlâ kalplerde yankılanıyor. Sanatçı olmak çok önemli bir de herkes temiz kalbinin ekmeğini yer. Bu ekmek senin ise bu ekmeği sana getirecek köprüler oluşur. Köprü Tarkan'ın arkadaşı. Belki de Aysel GÜREL gerçekten o şarkıyı Tarkan'a da yazmış olabilir. Herkes temiz kalbinin ekmeğini yer. Tarkan da bunlardan biri ve Aysel GÜREL de arkadaşı sadece bu ekmegjn köprüsü❤️🌱🦋🤍🕊☀️🙏😇🎤🎶🎵🎼 Sevdanın Son Vuruşu Yüreğimde zincirler kırılıyor duydun mu Nefes nefese bu gece sevdanın son Vuruşu Sen hiç böyle oldun mu Baş eğdim yine aşka Ama bu son saygı duruşu Seni karanlıklara bırakmak istdmezdim. Anılarını solmuş çiçeklerle süslemezdim Ben hiç hak
nothing can distract me from my dedication to the pursuit of truth Bridget Jones’s diary🎬
farklı türlerde olsa da ortak noktaları derinlemesine karakter analizleri, toplumsal eleştiriler ve sürükleyici hikayeleri. Sürükleyici diziler 1. Westworld (2016-2022) Yönetmen: Jonathan Nolan, Lisa Joy | Oyuncular: Evan Rachel Wood, Thandiwe Newton, Jeffrey Wright Yapay zekâ, bilinç ve özgür irade gibi konuları işleyen “Westworld”, insanların gerçeklikten ayırt edilemeyen androidlerle dolu bir eğlence parkında yaşadığı olayları anlatıyor. Bilim kurgu ve felsefi sorgulamaları harmanlayan dizi, görsel dünyası ve karmaşık hikâyesiyle dikkat çekiyor. 2. Normal People (2020) – Sıradan İnsanlar Yönetmen: Lenny Abrahamson, Hettie Macdonald | Oyuncular: Daisy Edgar-Jones, Paul Mescal İrlandalı gençler Marianne ve Connell’in yıllar süren ilişkisini konu alan dizi, aşk, sınıf farkı ve kimlik arayışı gibi temaları sade ama etkileyici bir anlatımla işliyor. Duygusal yoğunluğu ve oyunculuklarıyla büyük övgü aldı. 3. The Night Of (2016) – O Gece Yönetmen: Steven Zaillian, James Marsh | Oyuncular: Riz Ahmed, John Turturro Bir gece tanıştığı bir kadınla vakit geçiren bir gencin, sabah onu ölü bulmasıyla başlayan hikâye, adalet sistemi ve suçun psikolojik etkilerini incelikle ele alıyor. Suç dramaları arasında unutulmaz bir yere sahip. 4. Barry (2018-2023) Yönetmen: Bill Hader, Alec Berg | Oyuncular: Bill Hader, Henry Winkler Bir kiralık katilin oyunculuk derslerine başlamasıyla yaşadığı kimlik krizini anlatan “Barry”, kara mizah ve gerilimi ustalıkla birleştirerek farklı bir suç hikayesi sunuyor. 5. Years and Years (2019) Yönetmen: Russell T Davies | Oyuncular: Emma Thompson, Rory Kinnear Bir İngiliz ailesinin gözünden, dünya siyasetinin ve teknolojinin yıllar içinde değişimini anlatan dizi, toplumsal meseleleri güçlü bir hikâye ile işliyor. Distopik ve çarpıcı bir
Hayata Dair