So as you read this know my friendsSeek to this line
I'd love to stay with you all
Please smile, smile when you think about me
My body's gone that's all
open.spotify.com/track/6olS0TmHm...
Neredeyse her koşulda hayatta kalmaya çalışmak bizde bir hastalık gibidir. Ölümü geciktirmenin bir yolu olarak ‘sağlığına dikkat etmekten’ daha sağlıksız bir şey olamaz.
Hayatımızda ne kadar saçmalığa katlanabiliriz? Ve bundan kaçmanın bir yolu var mı? Hayır, yok. Her türlü saçmalığa mahkumuz: acı, kâbus, ter ve kölelik ve dayanılmaz birçok başka şekli ve boyutu. Bize bir tabakta sunuluyor. Ya yiyip bitirmeliyiz ya da ölümle yüzleşmeliyiz.
Kitap, insanın neden umut, anlam ve kültür ürettiğini açıklamaya çalışır. Ligotti’ye göre bunların çoğu gerçekliği görmekten kaçınan psikolojik savunma mekanizmalarıdır. İnsan, ölümün ve anlamsızlığın farkında olan tek hayvan olduğu için zihni bu gerçekle başa çıkmak adına sürekli bir anlam üretme makinesi gibi çalışır.
Ligotti burada özellikle şu düşünürlerin karamsar geleneğini devam ettirir: Arthur Schopenhauer, Emil Cioran ve Philipp Mainländer. Ancak onları da aşan bir noktaya gider ve insan bilincini kozmik bir yanlışlık olarak yorumlar.