Omnia fui,nihil expedit...
ti to on...
hamdım,piştim,yandım...
yok edin insanın insana kulluğunu,bu dâvet bizim…
Post tenebras lux...
Ego sum via et veritas et vita...
Post mortem nihil est. Etiam ante mortem.
Dikkatli adımlarla içeri girdim, derisi yırtık koltuğun birine oturdum ve anlattım: İnsanları seviyordum, onlara hizmet etmek, yaralarına merhem olmak isteğiyle geçti ömrüm ama sonunda siyah bir kuyunun içine düştüm...
Herkes birini örnek alabilir yaşarken, benim payıma o düştü. İlk duyduğumda iliklerime kadar titrediğim şu cümle beni daha çok korkutur olmaya başlamıştı: "Birbirlerini gerçekten çok seven dostlar birbirlerinin kaderinden pay alırlar..."
Lars Iyer felsefeyi dünyayla, hayatla ve kendileriyle baş etmenin bir aracı olarak gören bir grup öğrenciyle Nietzsche'yi kendine özgü romancılık üslubuyla banliyödeki sıradan bir lisede buluşturuyor. Bu romanda karakterler dönüşmüyor; düşünüyor, takılıyor, tekrar ediyor. Betimlemelerin yerini fikirler, sahnelerin yerini konuşmalar,anlatının yeriniyse sürekli geri dönen bir varoluş sorusu alıyor.