Brs

Brs
@brs_rbs
Sevgili efendim, kim kime yardım edebilir ki? Kim kimin ruhunu anlar? İnsan ancak kendine yardım edebilir!
Belki biraz
Sıradan bir mesai çıkışı, çift sıra park etmiş arabalara yapılan anons sesleri ve sokaktaki balık kokusu ile birlikte herhangi bir sebepten mağazaya girdim. Mağazada alelacele dolanıp hemen çıkma telaşındayken kasadaki uzun kuyruk her ne kadar canımı sıkmış olsa da orada babasının yanında eğleşen çocuğun kasanın yakınındaki renkli reyondaki ürünlere meraklanmasındaki heyecanı seyre başladım. Merakını heyecanını hiç kaybetme ço...cuk...diye içimden geçirmeye kalmadan babasının koca kibar okumuş elleri çocuğun kafasına olanca şiddetiyle indi. O anda birden çocukla gözgöze geldik. Gözlerinde acıyı utanmışlığı kırılmışlığı incinmişliği gördüm. Sonra babasının paltosunun yanında dünyadaki varlığı olan bedenini ve belki de heyecanını en küçük haline sokarak bekledi. Ne yapıyorsundu. Kıpırdanıp duruyorsundu. terbiyesizdi. Eve gidince bunun hesabı sorulacaktı. -ne ayıptı! b. yilmaz
Reklam
Toprak Pist (Mayıs Ayı hikaye etkinliği-ilk deneme)
Resim no : 3 hizliresim.com/yK11pC Yer - zaman : ait hissettiğiniz yer ve zaman Öylesine güzel şiirler yazarım ki, okumam yazmam olaydı dilimle söylediğim sözcükler ahanda bu kavaklardan birine tutunur oracıkta yuva olurdu.       Bizim buralarda işler gün doğarken başlar, öğlenin sıcağına dek sürer. Güneş tam tepedeyken herkesler uyur, öyle bir uyur ki sanarsın cümle alemin işini bunlar yapmışta evleri kendilerine beşik eylemiş! Öyle sessiz olur buralar o vakit. Bende çok çalışırım emme uyuyunca sanki kısacık ömrümde zamanım boşa gidiyormuş gibi hisseder, sıkılmayı uyumaya tercih ederim.        Haftanın tek günü şehre giden otobüsün arkasından kalan teker izlerini ellerim cepte takip ederek mırıldanmak dışında, sıkılınca soluğu hemen heryer kuru toprak iken kimsenin ilgilenmeyişine inat oracıkta yükseliveren kavak agacının yanında alırım. Sırtımı dayadım mı, tamam o iş!         İste orada oylesine güzel şiirler yazar, öylesine güzelleşirim ki kendime. Kah iyileri düşünür kah kötüleri, kah evlenenleri düşünür kah evde kalmışları ve tabi iki tarafın mutluluk (!) konusmalarını.        Evde kalan yok        Elden giden var        Hangisi iyidir yaşayan anlar.      Bazı zamanlar şiirlerimle konuşur sanki yalnızlıklarından şikayetlerini hisseder, hissedince de hemen şiirimdeki kelimelerden en nazlısı ile en yakışıklısını otlardan temizlediğim toprak pistte cıkarır, onların dans edişlerini seyreder pek keyiflenirim. Bizim oğlan 'biliyorum ben bu işi' der gibi pek cakalı, pek esnek, pek içten, kızımız sanki evden çıkarken kapıyı kapattımmının hesabını güder.        Sonra kıza bir kaç sitem eder, şiirine yollar, oğlana da 'boşver zaten sana göre değildi' der göz kırpar kavak ağacına yuva yapma temennisiyle boşluğa bırakırım.        Gel zaman git zaman
Etkinlik
İnsanın üstün aklıyla bulduğu beton yığınları! Dışarıda yağan, hafif hafif camlardan süzülen yağmuru duyuramayacak kadar bizleri koruyan, konfor alanları! Ve yaşamın lezzetini, hissini, sadeliğini, camlardan süzülerek gittiğini duyuramayacak kadar bizleri koruyan bitmek tükenmek bilmeyen hırslar, sunilikler, konfor alanları! Şimdi artık yağmurun sesi konfor alanlarından duyulmuyor, Duyabilmek, hissedebilmek için Bir kitaptan içeri bakar gibi, bir histen dışarı bakabilmeli... (br)