bry

ölmek nasıl bir ansa yaşamak da bir an. gözlerini kapar ve bütün gereksiz korkularının çözülüp gitmesine izin verirsin. sonra korkudan muaf olan bu yeni varoluş halinde kendine sorarsın: ben kimim? şüpheler olmadan yaşayabilseydim neler yapardım? haksızlığa uğrama korkusu olmadan yaşayabilseydim? yarın o tadı nasıl özleyeceğimi düşünmeden, bugünün tadını çıkarabilseydim? zamanın geçişinden ve sevdiklerimi benden çalabileceğinden korkmamış olsaydım? evet. ne yapardım? kimleri umursardım? ne için savaşırdım? hangi yollarda yürürdüm? nelerden haz alırdım? içimdeki hangi gizemleri çözerdim? kısacası, nasıl yaşardım?
Sayfa 308·Kitabı okudu
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Dergideki şehir efsanesiyle ilgili yazıda şöyle deniyordu: Günün sonunda, ister geçmişe dönmüş olun ister geleceğe gidin, şimdiki zaman değişmiyor. Bu da akıllara şu soruyu getiriyor: O halde o sandalyenin ne anlamı var? Ama Kazu insanların karşılaştığı zorluklar ne olursa olsun her zaman üstesinden gelecek güce sahip olduklarına inanmaya devam ediyordu. Sadece cesaret gerekiyordu. Eğer sandalye bir kişinin bile kalbini değiştirebiliyorsa o halde kesinlikle bir anlamı vardı. Yine de zamanda yolculuk etmek isteyenlere soğuk ifadesiyle sadece şöyle diyordu: "Kahveyi soğumadan önce iç."