(...) Acaba otlar onları koparmamız ve böylelikle tembelleşmememiz için mi yaratılmışlar? Acaba bu dünyada acı, sevebilelim ve mutluluğun kıymetini bilelim diye mi var? (...)
"Anıların şimdiki anın mutluluğuna zarar verebilecekleri başka bir durum da geçmişte hissettiklerinin aynısını hissetmeye çabalamandır. Boş yere verilen bir uğraştır bu. Bir nehirde akan suyun asla aynı olmaması gibi, (...)
Daha sonra şefkatli bir sesle Genç Prens'in kalbine saplayıvermiş hançerini:
"Üzgünüm efendim, sana bunu söylemek zorunda kalmak bana acı veriyor; ama senin hizmetkârın olarak, güveninden faydalanmış bu kötü arkadaşına karşı seni uyarmak benim görevim. Çünkü o kutu aslında boş."
İşte o an Genç Prens'in dünyası paramparça olmuş. Hayatının en hüzünlü günüymüş. O zamandan beri kimseden, hiçbir şeyden emin olamaz hale gelmiş. Artık hiçbir gün batımı onu teselli edemezmiş...