Varlığımıza nüfuz eden ve bizi dönüştüren tecrübeler, psikolojik bir hâl olmanın ötesinde bir varlık mertebesine tekabül eder. Üzerimizde derin iz bırakan, bizi sarsan, uyandıran yahut kilitleyen şey, zihnimizde yaşadığımız öznel bir durum olmanın ötesinde, tecrübe ettiğimiz var olma halidir.
Mantıkî ve makul cümlelerle kendini ifade eden insan, aynı anda hem düşünen hem de düşüncesini dil marifetiyle ifade eden varlıktır. İnsanı diğer varlıklardan ayıran temel özelliği de budur. Farabi'nin ifadesiyle oluş ve bozuluş aleminde "düşünen canlıdan daha yüksek ve faziletli bir varlık yoktur." İnsan, düşünebildiği ve düşüncesini ifade edebildiği oranda beşeriyet makamından insaniyet makamına doğru yol alır.