adam mektubu elleri titreyerek masaya bıraktı. sonra başı önünde uzun uzun düşündü. anılarında komşu çoçuğu kız, bir genç kız, gece klübünde bir kadın belli, belirsiz, bulanık, canlanır gibi oldu. ancak bu anı, derenin akan suyunda duran bir taşın titrek parıltısı gibiydi...
kitap 3 farklı bölümden oluşuyor. 1 adet mektup 2 adet hikaye. kitaba adını veren mektupta bir kadın çocukluğundan beri aşık olduğu adama herşeyini anlatıyor. mektupta kadın bana şöyle bir his verdi. kadınlar aslında hayalindekine aşık. gerçekler ise çok başka. gerçek hayatta da böyle galiba diye düşünmeme sebep oldu. merak ettim doğrusu sormakta istedim. kadınlar gerçeklere değil de hayallerinde yaşayıp büyüttüğü şeylere mi aşık olurlar?
Korku cezadan çok daha beterdir, çünkü ceza bellidir, ağır da olsa, hafif de, hiçbir zaman belirsizliğin dehşeti kadar, o sonsuz gerilimin ürkünçlüğü kadar kötü değildir.
tek gecelik bir kitap. kocasını aldatan bir kadının şantaja maruz kalıp yaşadığı korkuları anlatıyor. kadının kocası hakkında bişeyler yazmak isterdim ama hem spoiler olur hemde yazmak istemiyorum. zor bir durum. mutlu bitmesi ayrı güzel. iki merakım var. gerçek hayatta tanısam sormak isterdim. 1- değdi mi? 2- yapılanları nasıl unutabiliyorsun?