“Demek ki, iman sahibi olmak her zaman dinsel bir konu değil, daha ziyade sosyal bir konudur ve böyle olduğu için bireye hiçbir temel dayanak kazandırmaz. İman sahibi kişi kendini desteklemek için bu dünyaya ait olmayan bir otoriteyle ilişkisine güvenmek zorundadır. Buradaki kriter belli bir imana sadece sözde bir bağlılık göstermek değil, bireyin yaşamının sadece egosu, onun fikirleri veya sosyal faktörler ile belirlenmediği ve en az bunlar kadar önemli olan, fizikötesi, aşkın bir otorite tarafından belirlendiği psikolojik gerçeğidir”