BAŞAK

BAŞAK
Nasipse zihnimi serbest bırakacağım hep mi kasılıyor bu zihin ciğerler gibi kasılıp gevşemiyor mu sanırım rüyalarda oluyor bu kadar serbestlik serbest dolaşım hakkı rüyalardaki ejderhalar duvara tırmanmalar ağaçtan ağaca zıplamalar ve şu an zihin serbest değil zihnin serbest olduğunu insan anlar mı yani geldiği gibi dökmek kağıda bu da bir kontrol değil mi? Zihin ne kadar serbest kalabilir bir ense kaşıma bir lafa kaşıma bir kuş sesi duyma yine enseyi kaşıma bir motor sesi duyma sokaktaki birilerinin sesini duyma burada sesler birken beş oluyor iki katlı olmasından odalarda eşyaların seslerini tutması gibi İstanbulda binalar sesleri yutuyor yankılansın yankılanan Gülbeyaz yenge, zil sesi, bekliyor kadın kapı açılsın, Gülbeyaz yenge, zil sesi, bekliyorum kadın kapıyı açsın kadın baktı camdan yok Gülbeyaz yenge kadın açmadı kapıyı ama çalan biliyor o evde. Yok gidiyor terliklerini sürüye sürüye Gülbeyaz yenge açmadı.Terliklerini sürüyerek yürür burada kadınlar ve yaşlılar.
1K
Reklam
İnsanlar görev ve sorumlulukları değildir. Beni bu kadarla sınırlayamazsınız . Duyguları olan, inişli çıkışlı bir insanım. Beni kabul et ve umuyorum ki kendini de kabul et sen de oylesin. Ben görev ve sorumluluklarından ibaret olan biri değilim. Sen de değilsin.
1K
Yazıyorum senden ne kaldığını ölçmek için bardağın dolu tarafını mezurayla. Mezura kısa, altı santim ölçtü."Tamam" dedim "şimdi içmeliyim" Boğazımdan harfler geçiyor, takılıyor keskin köşeleri, acıtıyor ama yutuyorum. Midemde ne olursa olsun, farkında değilim. Farkedebildiğim yalnızca boğazımdan geçişi. Bir "oh" çekiyorum şükür niyetine, bir "oh" daha şükür niyetine. Neye şükrediyorum, üstüne alınma, yaşadığıma şükür diyorum;yaşamanın acısına ve tatlısına ve ekşisine ve tuzlusuna ama yavanlığına değil. Yemek için bunlardan biri olmalı ama yavanlık değil. Hepsinden fazla olabilir ama yavanlık değil. Bir tat olmalı gerekirse yemeyi bırakacak kadar ama yavanlık değil.
1K
Sıradanlıktan sıkılmış olan kişiler ne yaparlar? Sıradışı bir şeyler. Nedir bu? Çok saçma kimse okusun diye yazmayacağım okuyabilirsin de okumayadabilirsin. Beni sevmen için yazmıyorum kendini sevmen için de. Sadece yazıyorum zihnim ne diyecek. Bazen acılı, melankolik bazen oradan oraya zıplayan yazılar. Belki de zıplamasında bir bağ vardır çamaşır suyu ve limon tuzu gibi. Mutlaka vardır diyemeceğim sonuçta cümleye "belki" diye başladım. "Belki" dersem net olmaz, kesin değildir. Hiçbir doğru ezelden ebede kesin değildir. Öyle mi sahi? Hiç mi, bir tane bile mi? Düşünsek hani değişimin kendisi değişimdir yok böyle değildi değişmeyen tek şey değişimdir ama bu paradoksal konu benimkine örnek değil. Ezelden ebede değişmeyen tek bir doğru var mıdır? Bir tane doğru; zaman, mekan ve insana göre değişmeyen tek bir doğru. Ahlak gibi kırılıp bükülen değil, benim evet senin hayır diyemeyeceğin kesinlikle bir şey?
1K
Kireç tutmuş çaydanlığa limon tuzu koymak lazım, yaprak sarmasının dibi tutmasın diye yaprak koymak lazım. Camdaki leke için bulaşık deterjanı, çivi çiviyi söksün diye kullanılır. İnsan meraktan ölür. Cılbak kadınlar çocukları kaçırır. Lensi cok uzun süre takarsan göze batar. Ağaç yaşken eğilir. Göbekli adamın sırtı diktir. Uzun adamın kamburu vardır. Demir ustasının dizlerindeki sıvılar bitmiştir ve kaldırımda otlar biter. Mümkünse tüm bunlar burada olur. Hiçbir şeyin mantığı yoktur. Her şeyin matematiği vardır. Geometri hiçbir işe yaramaz ama zevklidir. Tekrar eden cümleler rahatlatır, nakarat bir süre sonra sıkar. Fısıldamak iyileştirir, çığlık atmak da kükremek de ama sesi kısar. Bir de sönmeyen ateş yoktur, dinmeyen acı, kurumayan gözyaşı.
1K
Reklam