Kadıköydeki en sevdiğim pizzacıya girdim. Farklı iki dilim pizza istedim, bir şundan kırmızı biberli bir de şundan adını söyleyemiyorum italyan peynirli. Kasadaki çocuk, geçin oturun dedi biz getiririz. Tamam deyip oturdum karşıdaki starbucks'ı gören bir masaya. Bir adam vardı orada tek başına kahve içiyor, sigarasını çekiyordu derinden. Birini beklemiyor, zamanın nasıl aktığına şahitlik ediyordu sigaranın uzunluğu ve karton bardağın derinliği ile. Garson geldi ,buyrun. Tepside iki dilim pizza ayrıca bir dal sigara vardı. Başımı kaldırıp nedir bu dercesine garsona baktım, gözlerimi tepsiye indirirken Starbuckstaki adamla göz göze geldik. Adam gülümsedi, bense şaşkınlıkla baktım adama. Kendimi toparlayıp karşılık verdim, mersi. Yanıma geldi oturabilir miyim dedi. Buyrun. Çok açtım sıcacık pizza soğuyacak, limonatam ısınacak dedim içimden. Adam eliyle işaret etti, lütfen siz devam edin. Dilimden koca bir ısırık aldım adamın gözlerine bakarak. Ben Ahmet, dedi sizi Akmar pasajında gördüm kitap bakıyordunuz. Seçtiğiniz kitaplar ilgimi çekti inceleyebilir miyim. Tabi. Hım, Çocukluğumun soğuk geceleri ve Aşksız ilişkiler, Tezer özlüyü severim.-Yazarlar hakkında "severim, beğenirim" diyenlerden nedense hiç hoşlanmam kendilerini otorite sayıyorlar gibi gelir bana.- banane dedim içimden. Telefonum çaldı. Arayan annemdi, açtım Kübra gelirken ekmek al. Tamam anne. Bana saat belirtmediğine göre gece 1'de de pekala istediği ekmeği götürebilirdim. İstekleri kendime göre yontmayı severim hele ki söz konusu annem olunca. Telefonu kapattım. Ahmet (sonradan Ahmet diye hitap ettiğim için güldüm) annen mi dedi . Evet, ekmek istedi. Kalkıyor musun hemen. Hayır. Açıklama yapmak gelmedi içimden, Ahmetle sohbetin nereye gideceğini merak ediyordum, söyleyemedim. Tanışma ve bir türlü asıl