Hayatın içinden kopup düşen bir insan. Epey uzak yoldan geldi, düştüğü yeri kendi belirlemedi. Düşmenin yolu yoktur. Düşmenin yolu yoktur. Ve pat düştü hayatımın, evimin, bahçemin önüne. O kalktı, ben korktum. Yürüdü bana, evime doğru. Perdenin arkasına saklandım. Hava güneşli bahar günüydü, dışarıda tek tük insan vardı yürüyüş yapıyorlardı. Ama o bana doğru gelmeye devam ediyordu, bana. Pencerenin önünde durdu. Aramızda yalnızca bir cam ve bir perde duruyordu. Benim olduğum içeri loş, onun olduğu dışarı aydınlık ve olabildiğine genişti. Perde ve cam, cam ve perde. Elini dokunmak ister gibi uzattı, cama çarptı, ben koklamak istedim perdeye değdim. Buna rağmen yaklaştık sınırlarımıza. Buna rağmen yaklaştık. Perdenin aralarındaki deliklerden gözlerimizin karasını ve ışıltısını gördük. Bir kıpırtı oldu. Bir yavru kuş uçtu. Bir yaprak sallandı. Bir karınca yuvasından çıktı. Bir güvercin kafasını çevirdi. Böyle işte hikayem. Böyle işte kadın. böyle işte erkek. Böyle işte fransızca. Böyle dans. böyle bakış. böyle kahve. böyle bahar. böyle kilise çanı. böyle bahçedeki sarı papatyalar. böyle sezgiler. aşklar. biçimler.