BAŞAK

BAŞAK
Yapmaları gereken başından beri buymuş gibi tutuyorlar otelin yolunu bir sıra halindeki karıncalar. Oyulması gereken daha cok toprak var ve sonuçta müteahhit yapı iznini yalnızca bakanlıktan aldı karıncalardan değil! O halde uygun adım marş! (ilk cümle ile ters düşüyor gibi görünse de aslında yapmaları gereken gerçekten de buydu.) Karıncalar topraklarını aldıkları için kimseyle tartışmadılar, onların hakkıydı orası. Ellerine ne kazma ne de kürek aldılar malum eklemleri ne güne duruyordu! Kabılenın en önde gideni; Baba karınca sinirliydi fakat öfkeli değildi biliyordu her şekilde onlar kazanacaktı ve insanlar farkına varamayacaktı yenildiklerini. Baba karıncanın arkasında kardeşi vardı Ercü diyorlardı ona, kısaltılmış ismi ile barışık pratik Bir karınca ve her zaman baba karıncanın arkasından giderdi; güvenilir bir "arka" idi. Onun arkasında çocuklar giderdi, onların arkasındaysa dişi karıncalar; çocukları yavaşlayınca iteklemekle görevli, onlar da güvenilir birer "arka". Ve en sonda kabilenin delisi en en en güvenilir "arka" canım benim Abuzer. Baba karınca otelin kapısına vardı, kum dökülmüş, kilit taşlar dizilmiş olsa da görünmeyen bir aralık hep vardır; karıncaların girdiği, otların bittiği. (hayat insanlara rağmen başka türlü de yaşanıyor)Çok iyi bildikleri toprakta ilerlediler, toprağı kazmak insana zor gelse de karıncalar için tam tersidir rahatlıkla kendilerine yolları kurdular ve binanın diğer tarafından çıkıverdiler. İnsan kalabalığına denk gelseler de önemsemediler, toprağı bildikleri gibi insan davranışını da biliyorlardı, karınca dışarıda basmaz, fakat evinin içindeyse oracıkta öldürür en vahşi avcı gibi. Şimdi deplasmanda olan insanoğlu karıncalara basmadı. Kabile tekrar işe koyuldu, binanın altını oymaya. Tuhaf olmak onemlı degıl maksat yalnızlığa
1000Kitap
Reklam
Begonvil
Adada bir evdeyim. Penceresinden deniz manzarası görünüyor. Begonvillerle dolu yokuşlu bir caddede deniz manzarası sürpriz oldu benim için. Ev yokuşun orta kısmında. Biraz zorlandım cıkarken hatta dogruyu söylemek gerekirse nefes nefese kaldım. Bu caddenin sonunda bir orman var, tepede ; serin, gölgeli, faytonların toplaştığı, atların dolaştığı, faytoncu çingenelerin ekmek arası birseyler yediği bir alan. Adayı ziyarete gelenler mutlaka bu yokuşu çıkar. Görülmesi gereken bir müze gibidir burası. Eskiden yaşamış önemli insanların evleri müzeye dönüştürülür ya bu alan öyle bir müze fakat çingeneler yaşıyor bu müzede artık. Gelip yerleşmişler, ziyaretçiler görünce çingeneleri birsey diyemiyorlar. Sonuçta onlar da gelip geçici. Şaşkın bakıyorlar. Çingenelerin umurlarında değil, çoktan bitirmişler ekmeklerini, sigaralarını yakmışlar, sohbetteler. Evin eski sahibinin eşyalarını kullanmaya devam ediyorlar; devrilmiş bir ağaç gövdesi, biraz gölge. Atlar ise özgür olabildikleri bu yerin tadını çıkarıyorlar. Bu alanı seviyorum, Çingenelerin halini izlemeyi de. Gelip geçiyorum herkes gibi. Kafamı çevirip çingenelere bakıyorum. Bazen izlemeye doyamadığımız bir manzarayı neden illa da gitmemiz gerekiyormuş gibi bakmamayı seçeriz? Bulamıyorum cevabı. Begonvil dolu caddeye dönüyorum, güneş yüzünü batmaya dönmüş. Begonviller kendi ışığına yetmeye çalışıyor, hayatta kalmaya. Deniz manzaralı eve girmeliyim tekrar, bir görev bu sanki. İstemiyorum. Kapısında duruyorum. Tıklatmalıyım kapısını. Çalarken kapıyı saliseler içinde vazgeçiyorum. Tık sesi boğuluyor kapının suntasında, sinsi bir hayvanın avını sessizce yutması gibi. Dönüyorum sırtımı kapıya karşımda begonvilli ev. Oraya yürüyorum. Begonvilin kokusunu içime çekiyorum. Çiçekler bu saatlerde daha güzel kokar, güneşin gittiği ve
Hayat
Geçmişte yaşamayı bırakabilir misin? Bugüne, bugünün güzelliğine, yanındaki kişiye gönülden bağlı olabilir misin? Karamsarlığı bir kenara bırakabilir misin? Gönlünü açabilir misin? Göğüs kafesini sunabilir misin? Yavaşça, yumuşak ve nazikçe nefesini verirken bu anı ve tüm anlarını geride bırakabilir misin? Yavaşça, yumuşak ve nazikçe acı ve hırpalamayı bırakabilir misin? Kendini anlayabilir misin? Görülmek istediğin için, kabul edilmek istediğin için, onaylanmak istediğin için aslında sevilmek için yaptığın seyleri görebilir misin? Hayatta kalmak için iyimser bir yol olarak sevmeyi ve vermeyi deneyebilir misin? Hayatı sevebilir misin? Birseylerle uğraşırken durup derin bir nefes alarak şükredebilir misin? En basit olana. Biliyorum bu cümleler herkesin dilinde ama önyargını kırıp uzattığım ele parmak ucunu dokundurabilir misin?
İnsan
"Demek istediğim karanlıktan korkarsan" dedi Kumkurdu. "ıste o zaman tehlikeli olur ama sevmeye cesaret edersen, o da seni sever."
Sayfa 102
1000Kitap
8/10
·296 syf.··
Beğendi
·
2021 8. kitabı
·
43 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2021 13:22
Okurken inceleme yazmak bu kitap için son derece geçerlidir. Kendini takdim eden yaşlı kadın Ursulam Yaşlı kadın icat edilmedi ama denemeye değer diyorsa biz de kadın olarak yasamayı deneyebiliriz ne dersin. Kıtaptaki ilk deneme cok leziz. Sonra granıt gibi görülmek; kadının bakış açısının güzelliği, ifade edişi o kadar kendine has ki çamur olmaktan memnuniyet duydum. Bütün mutlu aıleler; Tolstoyla yıllarca evli kalıp sonra eleştirmek tam onun kalemi; cesur, dobra ama yapıcı. Anna Karanınaya bir de onun gözünden bakmanizi öneririm. Son bölüm yazarlar ve okurlar için denemelerden oluşuyordu. Ursula diğer denemelerinde oldugu gibi tüm acık gönüllülüğüyle yaratım sürecini, okumanın zihinsel, bedensel değişimini ve durağanlığını enfes anlatmış. Kitap epey uzun sürede bitti. Okuduğum süreyi, Ursulanın kendi süzgecinden damıtıp aktardığı süreyle karşılaştırırsam bir ay az bile. Keşke hayatta olsaydın Ursula
1000Kitap
Zihinde Bir DalgaUrsula K. Le Guin · Metis Yayıncılık · 2017199 okunma
Reklam