Çıkınca yemek yemiştik. Ne sıkıcı bir oyundu. Karanlık otoparkta üşüdüğümü, sarıldıgını, sarılmamı istediğini hatırlıyorum. Sanki camdan gibiydim. Bana dokunmak istiyordu. Cok seviyordum ama mesafe olsun istiyordum. O da cok seviyordu ama mesafeyi yıkıp kendi mesafesini koymak istiyordu.
O beni sevdiği zamanlarda bana bakarken gözlerinde kendimi görürdüm ama artık bu da geçmişte kalmıştı. Bu durumda O'nun bende kalan parcasını ne yapacagımı bilemiyordum. İki yaram vardı:O'nun hala içimde oluşunun yarası ve O'ndaki parçamın benden sökülüp alınmış olmasının bana verdiği acı.
Bu ziyaretin beni neden o kadar cok rahatsız ettiğini bilmiyorum. Kiralık dairelerin penceresinden kare şeklinde bir çim alan görünüyordu. Çimlerin gerisinde küçük bir su kanalı boyunca uzanan uzun otlar ve sazlar vardı. Bu kanal, aylar önce ikimiz küçük bir marketten bira almak için sahil yolunda yürürken cok daha uzak bir noktada ve ters taraftan gördüğüm kanaldı.
Instagramdaki doksan saniyelik psikolog, kişisel gelişimci ya da astrolog reels yerine bu kitabı okuyun rahat edin. Başınız agrımasın.
Yorumum bu kadar.