"Her insan şu ya da bu
şekilde dünyayı okumalıydı.Kuran’ın kendisi peygamberin dünyayı nasıl
okuduğuna bir örnekti ve onun ardında giden herkes, dünyayı onun gibi okuyup şahadetlerini yazmalı ve bunları başkalarına aktarmalıydı, dünyaya
şahit olmanın yolu ise maceranın kendisinden başka bir şey değildi."
"Ama bilmek
ve şahit olmak en büyük mutluluktur. Macera ise büyük bir ibadettir; çünkü
O’nun eserini tanımanın başka bir yolu olduğunu görebilmiş değilim."
“Ey kör! Aç gözünü de düşlerden uyan. Simurg’u göremesen de bari küçük
bir serçeyi gör. Kaf Dağına varamasan bile hiç olmazsa evinden çıkıp kırlara
açıl; böcekleri, kuşları, çiçekleri ve tepeleri seyret. Bırak dünyanın haritasını
yapmayı! Daha hayattayken bir taşı bir taşın üstüne koy. Gülleri ve bülbülleri
göremeyip gün boyu evinde oturan adam Dünyanın kendisini hiç görebilir
mi?”