Şehri bırakıp gitmeliydi. Nereye olursa olsun ... Bu şehri bırakmalıydı. Dağlarda yatmalı , su başlarında garipler gibi su içmeli, köylerden ekmek dilenmeli, şehirli görünce yol değiştirip koşa koşa kaçmalı, samanlıklarda yatmalı , dağlardan üzüm çalmalıydı. Yeter ki şehri bıraksın.
Dudağının kenarı yaşarmıştı. Gözü yumulmuş, yüzü buruşmuştu.
İçimden ılık ılık bir şey aktı. Kana benzer bir şeydi. "İçim kanıyor." dedikleri bu mu diye fikrimden geçti .