İlk başta gerçek tıp serileri tarzında bir kitapla karşılaşacağımı düşündüm. Ancak okumaya başladıkça kitap beni kendine hayran bıraktı. Doktor beyin dili öyle akıcı ki en başta ve anlatılanlar herkesin rahatça anlayabileceği betimlemelerle yazılmış. Okurken hayretler içinde kalıyorsunuz. Yaşadığımız toz pembe gözüken hayat oysa nasıl da kapkaranlıkmış. Neler yapmışlar ve daha da fazlasını yapmaya devam ediyorlar malesef!. Gözümüzü öyle güzel açtıran bir kitap ki kesinlikle okunmalı diyorum.
Her devirde şifanın yalnızca “Allah’tan” olduğunu bilmemiz, buna göre hareket etmemiz gerekir. “Yaratan bilmez mi?” Buyuruyor Allah (azze ve celle). Elbette yarattığını en iyi bilecek, nasıl hastalandığını ve tedavi yollarının ne olduğunu en iyi bilecek O’dur.
Materyalist dünyanın üyesi olan tıp doktorlarının çoğu da bu düzene ket vurmayı akıllarına bile getirmiyorlar, çünkü bu konuda en ufak bir eğitim almıyorlar. Batı tıbbı doktorları sadece mide yandığında mide koruyucu(!), bağırsak problemlerinde de şikayetleri anlık bastırmak için reçete edecekleri ilaçlar konusunda eğitiliyor.
Az ye! Yedikten sonra hazmoluncaya kadar başka bir şey alma. Zira şifa yemeğin hazmolunmasındadır. İnsanın sağlığını bozan yemek üzerine yemek yemektir.