Musibetler olmasaydı, mutluluğu idrak edemezdik. Bize bir aklımızın var olduğunu hatırlatan, şimdilerde pek ortalarda görünmeyen mahalle delileri değil midir?
İnsanın sadece Rabbiyle değil, aynı zamanda kendisi, ailesi ve içinde yaşadığı toplumla olan bağlarını onaran, tamir ve imar eden, ölmüşse canlandıran, hastalanmışsa iyileştiren birer kurtarıcıdır musibetler.
İnsan geçip gitmiş günlerdeki olumsuzlukları akılda, hatırda, hatırada sıcak tutarak, var olan sabrı geçmişe de yöneltir ve bugüne lazım olan sabır gücünden olur bu yüzden şimdi yaşadığı musibet ona olduğundan daha büyük, mevcut dayanma gücüyse gerçekte olduğundan daha az görünür.
İnsana verilen sabır gücü yanlış ve lüzumsuz işlere dağıtılmazsa, her zorluğa ve her musibete yeterli gelir. Sabır kapasitesi düne hiç harcanmamış hali ile, yarına pay bırakmayacak şekilde, bugün son damlasına kadar kullanılarak mükemmel bir güç elde edilebilir, böylece “Allah sabredenlerle beraberdir.( Bakara, 153)” ayetinin sırrı ortaya çıkar.