Bir çocuk hayatının ilk 5:10 yılının nerede geçirdiği ise, o yerin gönlünden ve beyninden sökülüp atılması mümkün değildir. Dünyanın en çirkin, en ilkel köşesi bile olsa büyüdüğü yer hep sevgili hatırlanacaktır, ömrünün sonuna kadar.
Benim Anam o yıllarda çok özel bir kentti. Senelerce süren savaşların sonrasında, elimizde kalan toprakların orta yerinde, yoksulluğun, ilkelliğin içinde açmış mucizevi bir umut çiçeği gibiydi.
Gün gelecek sermaye ve ticaret tamamen türklerin eline geçecek ama ülkemizde vergi ödemeleri hep dirençle karşılanacak, vergi hep kaçırılmaya devam edecekti. Vergi yükü sadece vergisini kaçırmayan memur ve işçi sınıfının sırtına yüklenecekti. Elde edilen vergi, halka sunulacak hizmete kafi gelemeyeceğiğinden dolaylı vergilere başvurulacaktı. Sırf bu yüzden, biz Türkiye’de elektriği, suya, telefona ve benzine dünyada benzeri görülmemiş fiyatlar öderiz. Türk olmak biraz da oturduğumuz dalı kesmek, ileriyi değil sadece anı düşünmek olduğu için!
Yalnızlığında hayal dünyamı keşfettiğim, üstüne titreten çocuktan normal çocuğa hatta sokakta oynayan özgür çocuğa (anneannemin gözünde sokak çocuğuna) dönüştüğüm evre, beni ben yapan özelliklerin huyuma Suyuma sindi dönem. Hangi gizli el yönetiyorsa kamerayı aşk olsun! 
Mutlakiyet, meşrutiyet ya da Cumhuriyet, hangi rejimde yaşarsa yaşasın, savaş belasından başını bir türlü kurtaramayan ne kadersiz bir ülkeydi bu! Kendi bizzat kelimesi bile Halbe, etrafındaki halin rüzgârı yetiyordu perişan olması için!