Büşra Moğul

Büşra Moğul
@bsramogul
Küçük bir çocuk gibi ağlarsın bu oyuncak benim olsun diye ve bir çocuk kadar doyumsuzsun tüm oyuncaklara sahip olayım diye. Sen hiç kaybetmedin mi, yenilip bir köşede kimse seni görmez sanıp kısık sesle ağlamadın mı? Seni bir çocuktan daha kötü yapan bir şeyler var dostum. Çünkü çocuklar kaybolan oyuncakları için gözyaşı dökerler.
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
Her gece yatmadan önce kurduğum bir alarmdı işte, sonraki gün için yapacak kayda değer bir planım yoksa dahi. Saat dokuzu gösterdiğinde o sessizliği ve geceyi bölen çığlıklarını atmaya başlayacağını bilerek gözlerimi kapadım. Neden kurdum bu saati? Bir gün de uyanmasam ne kaybederim? Sabah 8 civarında durduk yere uyandığımda kendimi derin bir boşluğun içinde buldum. Her şey vaktinde olmalı dedim, horoz vakitli ötmeli, vaktinde bulmalıyım seni ve vakitlice sıyrılmalıyım şu yapışkan, bunaltıcı etiketlerden. İşe gitmeme henüz 3 saat varken açtım bir film izledim. İki saatlik bir komedi filmiydi seyrettiğim, fena da güldürmedi hani. Beklenmeyen bir zamanda gelen birkaç yabancı diyalog eşlik etti yanaklarımı kaçtır aşağı çeken o diretken iplere. Hafif bir acıyla yüzümü buruşturdum bu yabancı kaldığım gülme eylemine. İnsanlar neden sürekli gülüyor ki ? Bir dakika önce taşıyamadığı yük altında kalan insan bir dakika sonra kendi acizliğine mi gülüyor yoksa? Bu düşünce canımı sıkmaya başladı, filmi yarıda kestim. Kalsındı, şu an gülecek zaman değil. Parlak ışıklar saçan siyah ekrana daha fazla bakamadım. Karşılıksız sevginin -şefkatin- olmadığı bu karanlık dünyadan asla o görkemli ışıklar çıkmayacak.
Yıkıntılarımızla yükseldik sandım, aşağı düşerken gözlerimden yıldızlarının soluk ışığı kaldı,son bir kez parlamak için sandım Sandım ki ikimiz de yalnızız Kaçarız Ararız ve ufkunun derin kızıllığa büründüğü bir zaman, atınca ellerimi saçına Tesadüf ellerini bulurum Sandım ki bulurum kendimi, beni dibe çektiğin ıssızlığında bir zambak gibi Sandım ki ben hep sanarım Bildim sevgili, ben bilirim Herkesin yalnızlığı kendine, bize kalan derin bir yanlışlık bıçak yarası gibi Boydan boya yüzümde Bildim sevgili, tuz basma yarama Ufkun maviye dönmesini bekle yalnız Denizin gökyüzümle birleşince .
Karanlığa dokunamazsınız, eliniz upuzun bir boşluğa batar çıkar fakat daima beyazdır.
Şimdi bu tek kişilik hikayemin sessiz ve yalnız erkeğisin. Yani tüm sözcükler sana ve sana susamışlığıma şahit olacaklar. Bu tarifsiz arzumu her şeyle herkesle beslediğimi itiraf edeceğim sana. Geceleri kan ter içinde kalarak uyandığım geceleri, karabasanlara soracaksın bir gün. Diğer gün, bir ırgatın yaz güneşi altında kavrulurken her seferinde sırtını doğrultan güçte arayacaksın ısrarlarımı. Bir çocuğun sabahları kalkınca yüzünü yıkamadan koşarak yeni aldığı saksı çiçeğini sulaması gibi bir heyecandan anlayacaksın heyecanımı. Harfler sen kokacak bu hikayemde, yastığıma bıraktığın kokundan izin isteyerek. Senin ise kalbinden geçip gidenler olacak, gitmeyi istemeyenler. Neden geçemezler ki senden? Onu da gözlerime soracaksın sonra.