Geride kalmak, özlenenin ayağına takılmayı bekleyen yapayalnız bir taştı. Acısına, düşüp üzerine kapaklanandan çok üzülecek olsa bile, nihayet vuslata erip kucaklaşmanın kırık dökük hayalini kurardı.
I wrench my gaze from his to look at Liam, memorizing the lines of his face and those trademark blue eyes. “I’m so sorry I failed you.”
“You never failed me. Not once,” he whispers, shaking his head. “We pulled you into our war. If anyone’s sorry, it’s me.”
Kudos to my brain ; he’s an excellent hallucination. He looks exactly as he had the last time, dressed in flight leathers and wearing a smile that makes my heart ache. “I’m not wandering, Violet. I’m exactly where I need to be.”
“Ruhunun hafiflemesine hiç izin vermiyorsun. Herkesle dövüşüyor, her şeyle savaşıyorsun. Böyle yaparak rahatlarım sanıyorsun. Ama bak, öfke en çok taşıyana yük, o yükün altında nasıl da eziliyorsun.”